Learn how to use gününü in a turco sentence. Over 100 hand-picked examples.
Tom bütün gününü yatakta okuyarak geçirdi.
Translate from turco to inglés
Kim, Hu Jintao'nun doğum gününü biliyor?
Translate from turco to inglés
Hu Jintao'nun doğum gününü kim biliyor?
Translate from turco to inglés
Birçok gününü otelde geçirdi.
Translate from turco to inglés
O altmışıncı doğum gününü hastanede geçirdi.
Translate from turco to inglés
Doğum gününü nasıl kutladın?
Translate from turco to inglés
Tom, Mary ve John Cumartesi gününü yetenek gösterisi için uygulama yaparak geçirdi.
Translate from turco to inglés
Tom onun doğum gününü unuttuğu için onu affetmesini rica etti.
Translate from turco to inglés
Okuldaki sınıf arkadaşlarıyla arkadaş olması John'un sadece bir gününü aldı.
Translate from turco to inglés
Tom garajı boyamayı bitirmenin onun bir gününü alacağını düşündü.
Translate from turco to inglés
Bütün gününü televizyonun önünde geçirmemelisin.
Translate from turco to inglés
Kate neredeyse doğum gününü hiç kutlamaz.
Translate from turco to inglés
Tom geçen hafta yirminci yaş gününü kutladı.
Translate from turco to inglés
Önümüzdeki Pazar gününü boş tutun.
Translate from turco to inglés
Biz onun doğum gününü kutladık.
Translate from turco to inglés
Babanın doğum gününü hatırlıyor musun?
Translate from turco to inglés
Onun doğum gününü bir partiyle kutladık.
Translate from turco to inglés
O, onun doğum gününü kutlamak için bir partiydi.
Translate from turco to inglés
Yarasının iyileşmesi Rei'nin 20 gününü aldı.
Translate from turco to inglés
Bu işi bitirmek onun iki gününü alacaktır.
Translate from turco to inglés
Dün on beşinci doğum gününü kutladı.
Translate from turco to inglés
Onun doğum gününü kutlamak için ne yapıyorlar?
Translate from turco to inglés
Maaş gününü düşün.
Translate from turco to inglés
Tom'un doğum gününü hiç unutmadım.
Translate from turco to inglés
Bu ona gününü gösterir!
Translate from turco to inglés
Bu onlara gününü gösterir!
Translate from turco to inglés
Bu yıl doğum gününü hatırladım, değil mi?
Translate from turco to inglés
Sevgililer Gününü unuttuğu için erkek arkadaşıma kızgınım.
Translate from turco to inglés
Takvimimde doğum gününü işaretledim.
Translate from turco to inglés
Tom'un doğum gününü kutluyoruz.
Translate from turco to inglés
Gününü gün et.
Translate from turco to inglés
14 Şubat'ta Amerikalılar sevgililer gününü kutlar.
Translate from turco to inglés
Kate muhtemelen doğum gününü kutlamayacak.
Translate from turco to inglés
Bugün oğlumuzun doğum gününü kutluyoruz.
Translate from turco to inglés
Bugün oğlumuzun doğum gününü kutlayacağız.
Translate from turco to inglés
Doğum gününü yalnız geçirmene müsaade etmeyeceğim.
Translate from turco to inglés
"Geçmişi ve geleceği bırak, gününü yaşa", "nasıl hissediyorsan öyle davran", "başkaları için değil kendin için yaşa", "sen de herkes kadar değerlisin, düşüncelerin ve duyguların da onlar kadar değerlidir" gibi aslında hiç de yanlış olmayan felsefi yargılar, köşe yazarlarının ve sunucuların elinde ve dilinde, toplumsal geleneklere, göreneklere, kültüre ve dile aykırı bireysel davranışların, nezaketsizliklerin, terbiyesizliklerin ve kültürsüzlüklerin yani "öğrenilmiş cehaletin" gerekçeleri olmaktadır.
Translate from turco to inglés
Sana gününü göstereceğim.
Translate from turco to inglés
Bugün, hayatımın en mutlu gününü yaşıyorum.
Translate from turco to inglés
İnsanlar pazar gününü sevmezler ama ben seviyorum.
Translate from turco to inglés
Ona gününü göstereceğim.
Gününü nasıl geçirdin?
Onun doğum gününü unuttuğum için karım bana diş biledi.
Doğum gününü mü unuttun? Ağzından yel alsın.
O, doğum gününü unuttuğu için onu affedecek mi?
Çocuklar oğlanın doğum gününü kutluyorlar.
Doğum gününü yalnız geçirmene izin vermemin hiçbir yolu yok.
Tom kendi doğum gününü unuttu.
Kızının doğum gününü kutlamak için akşam yemeğinde arkadaşımın evindeydim.
O, karısının doğum gününü unuttu.
Sevgililer gününü Tom'la birlikte mi geçiriyorsun?
Şükran gününü Tom'la birlikte mi geçiriyorsun
Neden gününü gün etmiyorsun?
Nasıl gününü gün edeceğini kesinlikle biliyorsun.
Eğer Tom ortaya çıkarsa, bu, Mary'nin gününü mahvedecek.
Onun doğum gününü büyük bir partiyle kutladılar.
Hiç karının doğum gününü unuttun mu?
Doğum gününü bilmiyor mu?
O, işleri çok yavaş yapar. Bir günlük işi yapmak onun üç gününü alır.
Doğum gününü kutlamak için ne yaparsın?
Tom her zaman Mary'nin doğum gününü unutur.
Gününü gün ettiğini umuyorum.
Tom karısının doğum gününü unuttu.
Tom 13. doğum gününü 20 Ekim'de kutladı.
Tom otuzuncu doğum gününü kutluyor.
Dan işteki son gününü tekno müzik dinleyerek geçirdi.
14 Şubat günü Amerikalılar St. Valentine gününü kutlar.
Dün gece bir arkadaşınızın doğum gününü, saçıp savurarak tamamen tükettiğimiz şampanya kasalarıyla kutladık.
Onun 70. doğum gününü kutlamada bir parti verdik.
Dünya Gününü kutluyor musun?
Ben karımın doğum gününü unuttum.
Baba tarafından dedem yarın 88. doğum gününü kutluyor.
Doğum gününü kaçırdığım için üzgünüm.
Ben gününü mahvetmek istemiyorum.
O gününü gün ediyor.
Tom gününü gün ediyor.
Bugün gününü gün etmen gerekiyor.
Devrimi anma gününü kutla!
Annemin tarafından dedem yarın 60. doğum gününü kutluyor.
O, adının gününü kutluyor.
Onun gününü mahvetmek istemediğim için Tom'a ondan bahsetmedim.
Sen gerçekten gününü gün ediyor gibi görünüyorsun.
Bir insanın mutluluğu onun gününü uzatır.
Tom kesinlikle gününü gün ediyor gibi görünmüyor.
Tom gününü gün ediyor gibi görünüyor.
Tom otuzuncu doğum gününü hapiste geçirdi.
Bugün Afrika gününü kutluyoruz.
Herkes onun doğum gününü unutmuş numarası yapıyordu.
Herkes onun doğum gününü unutmuş gibi davranıyordu.
Seninle ne yapmam gerektiğini bilmiyorum. Bir problem varsa, çözülmeli. Pazar gününü az kalsın polisi arayarak ve kapıyı kırarak sonlandırıyorduk. Komşuların bunu kapamayacaktır, bir dahaki sefer polisi arayacaklar. İşlerin böyle kötüye gitmesine izin verme. Ayrıca dediler ki sen deliymişsin ve bir volkanın üzerindeymiş gibi yaşıyorlarmış.
Tom doğum gününü hastanede geçirdi.
Tom doğum gününü hapiste geçirdi.
Tom doğum gününü hücre hapsinde geçirdi.
Tom gerçekten gününü gün etmiyordu.
Kazandıkça bölüşemiyorsan elini sorgula. Konuştukça kırıcı oluyorsan dilini sorgula. Yürüdükçe menzilden çıkıyorsan yolunu sorgula. Ömür geçtikçe yerinde sayıyorsan gününü sorgula. Sevildikçe vefasızlaşıyorsan gönlünü sorgula. Hangi hâlde olursan ol sonunu sorgula.
Sami doğum gününü kutluyordu.
Tom hiçbir zaman bir iş gününü kaçırmadı.
Sami ve Leyla, kızlarının altıncı doğum gününü kutladı.
Sami, Leyla'nın doğum gününü asla kaçırmazdı.
Senin doğum gününü takvimime koydum.