Learn how to use gelmiş in a turco sentence. Over 100 hand-picked examples.
Bu gelmiş geçmiş en iyi metottur.
Translate from turco to inglés
Gençken, onun buraya gelmiş olması mümkündür.
Translate from turco to inglés
Onun küçük bir çocukken buraya gelmiş olması mümkündür.
Translate from turco to inglés
Bu arabanın yağını değiştirmenin vakti gelmiş.
Translate from turco to inglés
Gelmiş geçmiş en iyi grup olmak nasıl bir duygu?
Translate from turco to inglés
Yaz, sonunda gelmiş gibi görünüyor.
Translate from turco to inglés
O gelmiş geçmiş en cesur askerdir.
Translate from turco to inglés
Gelmiş geçmiş en büyük filozof kimdi?
Translate from turco to inglés
Odasının ışığı açık olduğuna göre, gelmiş olmalı.
Translate from turco to inglés
O gelmiş geçmiş en tehlikeli adamdır.
Translate from turco to inglés
O gelmiş geçmiş en tehlikeli adam.
Translate from turco to inglés
O Teksas ya da yakınlarında bir yerden gelmiş.
Translate from turco to inglés
Tom geri gelmiş gibi görünüyor.
Translate from turco to inglés
Sanırım Tom'un şimdiye kadar oldukça uykusu gelmiş olmalı.
Translate from turco to inglés
Küçük çocuk eve gelmiş mi?
Translate from turco to inglés
Uzaydan gelmiş gibi giyinmeyin!
Translate from turco to inglés
Bugün gelmiş olsaydın sana bin frank verecektim.
Translate from turco to inglés
O, gelmiş geçmiş en iyi partiydi.
Translate from turco to inglés
Onun, o çocukken buraya gelmiş olması muhtemel.
Translate from turco to inglés
Tom yakında gelmiş olacak.
Translate from turco to inglés
Tom uykusu gelmiş gibi gözüküyor.
Translate from turco to inglés
Hastanedeyken sadece bir kişi ziyaretime gelmiş.
Translate from turco to inglés
Yanlış hesaplar yapmak sende alışkanlık hâline gelmiş.
Translate from turco to inglés
Tom düğününüze gelmiş miydi?
Translate from turco to inglés
Tom dün gece partiye gelmiş olabilir ama onu orada görmedim.
Translate from turco to inglés
Tom eve gelmiş olabilir.
Translate from turco to inglés
Tom daha önce buraya gelmiş olmalı.
Translate from turco to inglés
Onun odasındaki lamba açık olduğu için, o eve gelmiş olmalı.
Translate from turco to inglés
Ben bir çocukken buraya gelmiş olabileceğimi düşünüyorum.
Translate from turco to inglés
Buraya başka ne için gelmiş olabilirsin ki?
Translate from turco to inglés
Tom'un uykusu gelmiş olmalı.
Translate from turco to inglés
Onlar sonu gelmiş şirketten, batan gemiyi terk eden fareler gibi kaçtılar.
Translate from turco to inglés
Bu gelmiş geçmiş en iyi parti.
Translate from turco to inglés
Böyle gelmiş, böyle mi gidecek?
Translate from turco to inglés
Üniversiteye yeni gelmiş öğretim görevlisi, dişini geçirmek için öğrencilere sert davrandı.
Translate from turco to inglés
Eski ev terk edildikten yıllar sonra harap bir hale gelmiş.
Translate from turco to inglés
O henüz gelmedi. Başına bir şey gelmiş olabilir.
Translate from turco to inglés
Benim fikrimce, Kazak dilinin içinde başka dillerden gelmiş sözler çok, lakin bu kötü değil.
Translate from turco to inglés
Victor Hugo'nun da söylediği gibi: "Dünyada, zamanı gelmiş bir fikirden daha güçlü olan hiçbir şey yoktur."
Translate from turco to inglés
Tom buraya gelmiş olabilir.
Translate from turco to inglés
Az önce çiftlikten gelmiş olan birkaç taze yumurtayı aldım.
Translate from turco to inglés
O henüz daha yeni gelmiş.
Translate from turco to inglés
Çocukların hepsi gaza gelmiş.
Translate from turco to inglés
Bu nereden gelmiş olabilir?
Translate from turco to inglés
Tom gelmiş geçmiş en kötü yönetmendir.
Şimdiye kadar gelmiş olması gerekirdi.
Treni kaçırdım. Daha erken gelmiş olmam gerekirdi.
Tom, Mary onu görmezden gelmiş olduğu için kızmıştı.
Atalarımın bazıları Polonya'dan gelmiş.
O, şüphesiz şimdiye kadar gelmiş geçmiş en büyük şairlerden biriydi.
Onlar bu zamana kadar eve gelmiş olmalıdır.
Mary yüzünü yana çevirdi ve Kate görmezden gelmiş numarası yaptı.
O, onu görmezden gelmiş numarası yaptı.
Gelmiş geçmiş en iyi takım bizimkisi.
Vücut yanarak tanınmaz hale gelmiş.
Daha önce buraya gelmiş gibi hissediyorum.
Eğlenmeye gelmiş.
Tatoeba'ya eğlenmeye gelmiş.
Gelmiş.
Geri gelmiş.
Zamanı çoktan gelmiş geçmişti.
Bizim eve kim gelmiş?
Dolkun da gelmiş, işte.
Tom şimdiye kadar buraya gelmiş olmalıydı.
Biraz endişelenmeye başladım, çünkü Tom şimdiye kadar gelmiş olmalıydı.
Güz gelmiş, yapraklar düşmeye başladı.
Tom en az bir kere buraya gelmiş sanırım.
Her ne kadar önceden gelmiş olsak da kale alınmıyoruz.
Sami'nin karısı gelmiş geçmiş en güzel kadındı.
Tom çoktan gelmiş olmalıydı.
Üzgünüm ama böyle gelmiş böyle gidiyor.
"Benzine zam gelmiş." "Ben hep 100 liralık aldığımdan beni etkilemiyor."
Düğüne bayram koçu gibi gelmiş.
Sami gelmiş geçmiş en kibar adamdı.
Böyle gelmiş, böyle gider.
Cahilliğime gelmiş.
Oo, kimler gelmiş?
Tom buraya yayan gelmiş.
Yunanlılar Truva'yı sınamaya gelmiş.
Sanırım Tom'un uykusu gelmiş.
Tom buraya bisikletle gelmiş.
"Gelmiş geçmiş en iyi futbolcu kim?" "Messi der, çekilirim."
Tom Boston'a nasıl gelmiş, hiçbir fikrim yok.
Ali'ye bir öz güven gelmiş.
Kapıyı aç, Tom gelmiş.
El bombasından gelmiş şarapnel onun kafasında bulundu.
Yaprak topladım. Sonbahar gelmiş.
Dünya ne hâle gelmiş?
"Tom nerede?" "Bilmiyorum. On dakika önce buraya gelmiş olmalıydı."
Ali dağdan gelmiş, bağdakini kovuyor.
Ülkenin gelmiş geçmiş en geniş çaplı hadiselerinden olan bu trajedide kurban sayısı gün geçtikça artmakta.
Durumları gözeterek ona göre ayağımızı denk almanın zamanı gelmiş de geçiyor.
Bir de baktık ki partimize onunla birlikte gelmiş.
Ataları Afrika'dan gelmiş.
Katil taziyeye gelmiş.
Hakkı, Hakkı'nın hakkını yemiş. Hakkı, Hakkı'dan hakkını istemiş. Hakkı, Hakkı'ya hakkını vermeyince Hakkı da Hakkı'nın hakkından gelmiş.
Sen kötü biri değilsin. Başına kötü şeyler gelmiş çok iyi birisin.
Bianca İngiltere'den Belgrad'a ilk kez gelmiş.
Devlet koruması altındaki bir eser haline gelmiş.
Deniz havası ciğerlerine iyi gelmiş.