Mate logo
Menú
Aplicaciones
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogCentro de AyudaContacto
Aplicaciones

iPhone + iPad

Centro de Ayuda, notas de publicación, Descarga

Mac + Safari

Centro de Ayuda, notas de publicación, Descarga

Google Chrome

Centro de Ayuda, Descarga

Mozilla Firefox

Centro de Ayuda, Descarga

Opera

Centro de Ayuda, Descarga

Microsoft Edge

Centro de Ayuda, Descarga
Soporte
DescargaCentro de AyudaIdiomas compatiblesPedir un reembolsoRestablecer la contraseñaRestablecer los códigos de seriePolítica de privacidad
CONTACTO
ContactoTwitterBlog
Idioma del sitio
servicios gratuitos
Traductor webConjugador de verbosBuscador de artículos en alemánUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Menú
Aplicaciones
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogCentro de AyudaContacto
Aplicaciones

iPhone + iPad

Centro de Ayuda, notas de publicación, Descarga

Mac + Safari

Centro de Ayuda, notas de publicación, Descarga

Google Chrome

Centro de Ayuda, Descarga

Mozilla Firefox

Centro de Ayuda, Descarga

Opera

Centro de Ayuda, Descarga

Microsoft Edge

Centro de Ayuda, Descarga
Soporte
DescargaCentro de AyudaIdiomas compatiblesPedir un reembolsoRestablecer la contraseñaRestablecer los códigos de seriePolítica de privacidad
CONTACTO
ContactoTwitterBlog
Idioma del sitio
servicios gratuitos
Traductor webConjugador de verbosBuscador de artículos en alemánUsage examplesWordsDefinitionIdioms

turco example sentences with "hüküm"

Learn how to use hüküm in a turco sentence. Over 75 hand-picked examples.

Kötü bir soğuk algınlığı ülke genelinde hüküm sürüyor.
Translate from turco to inglés

Tom suçlar işledi fakat asla hüküm giymedi.
Translate from turco to inglés

Aralarında bir uyum hüküm sürdü.
Translate from turco to inglés

Ülke genelinde soğuk hava hüküm sürüyor.
Translate from turco to inglés

Adalet hüküm sürecek.
Translate from turco to inglés

Anlamadan hüküm verme.
Translate from turco to inglés

Sen hüküm süreceksin.
Translate from turco to inglés

Cenaze yolu boyunca sessizlik hüküm sürdü.
Translate from turco to inglés

Betty çoktan hırsızlıktan hüküm giymişti.
Translate from turco to inglés

Anlamadan hüküm vermemeliyiz.
Translate from turco to inglés

Sokakta karışıklık hüküm sürüyor.
Translate from turco to inglés

Bir zamanlar büyük bir fatih olan bir imparator yaşardı ve dünyadaki herhangi birinden daha fazla ülkede hüküm sürdü.
Translate from turco to inglés

Çok hızlı hüküm vermeyin.
Translate from turco to inglés

Tom hüküm giymiş bir suçlu.
Translate from turco to inglés

Tom 2013 yılında ikinci derece saldırı suçundan hüküm giydi.
Translate from turco to inglés

Tom'un anlamadan hüküm verme eğilimi var.
Translate from turco to inglés

Kral adada hüküm sürdü.
Translate from turco to inglés

Üzgünüm anlamadan hüküm verdim.
Translate from turco to inglés

Titanikte panik hüküm sürer.
Translate from turco to inglés

Hemen hüküm vermeyelim, olur mu?
Translate from turco to inglés

Kralların ve kraliçelerin dünyada hüküm sürdüğü bir zaman vardı.
Translate from turco to inglés

Oturma odasında korkunç bir kaos hüküm sürüyor.
Translate from turco to inglés

İkiyüzlülük hüküm sürüyor mu?
Translate from turco to inglés

Zorunlu asgari hüküm on yıldır.
Translate from turco to inglés

Dünyada en güçlü hüküm nedir?
Translate from turco to inglés

Tom geçen ekim ayında hüküm giydi.
Translate from turco to inglés

O zaman, Ethelbert, Kent'te kral olarak hüküm sürüyordu ve güçlüydü.
Translate from turco to inglés

Kral kırk yıl boyunca halkı üzerinde hüküm sürdü.
Translate from turco to inglés

Kral ada üzerinde hüküm sürdü.
Translate from turco to inglés

Düşünmek zordur ve bu yüzden birçok insan sadece hüküm verir.
Translate from turco to inglés

Bu defa sağduyunun hüküm sürdüğünü umalım.
Translate from turco to inglés

Kral, vatandaşları üzerinde hüküm sürer.
Translate from turco to inglés

Konuşma sırasında sessizlik hüküm sürdü.
Translate from turco to inglés

Tom birinci derece cinayetten hüküm giymiş.
Translate from turco to inglés

Hüküm sadece jüri tarafından karar verilebilen bir şeydir.
Translate from turco to inglés

Hiç kimse hüküm giymedi.
Translate from turco to inglés

Tom cinayetten hüküm giydi.
Translate from turco to inglés

Yargı ve hüküm farklı şeylerdir.
Translate from turco to inglés

Bir suçtan hiç hüküm giydin mi?
Translate from turco to inglés

Adam kaçıranlar hüküm giydi ve infaz edildi.
Translate from turco to inglés

Sami Leyla'nın katlinden yanlış yere hüküm giymişti.
Translate from turco to inglés

Kaos Mary'nin evinde hüküm sürer.
Translate from turco to inglés

Sami hüküm giymiş bir katildi.
Translate from turco to inglés

Sami cinayetten hüküm giydi ve ölüm cezasına çarptırıldı.
Translate from turco to inglés

Sami bir kuyumcuyu öldürmekten hüküm giymişti.
Translate from turco to inglés

Sami hüküm giymiş bir çocuk tecavüzcüsüdür.
Translate from turco to inglés

Sami altı cinayetten hüküm giymişti.
Translate from turco to inglés

Sami cinayetten hüküm giyecek.
Translate from turco to inglés

Adaletsizliğin hüküm sürdüğü bir dünyada, gerçekler acı çekerek ödenir.

Cumhurbaşkanı dört yıldır hüküm sürüyor.

Osmanlılar 600 yıl hüküm sürdü.

Tom henüz hüküm giymedi.

İman edip vaftiz olan kurtulacak, iman etmeyen ise hüküm giyecek.

Ölüden ve deliden hüküm kalkar.

Alkollü araç kullanmaktan en az bir kez hüküm giymiş.

Artık onun hüküm giymesi için gereken tüm kanıtlara sahibiz.

Bir zamanlar dünya üzerinde dinozorlar hüküm sürüyordu.

Bilgiye Erişim Özgürlüğü Yasası net bir varsayımla yönetilmelidir: Şüphe karşısında, açıklık hüküm sürer.

Her yerde yargılayanlar hüküm sürüyor.

Ülke genelinde ciddi bir grip türü hüküm sürüyor.

Los Alamos Ulusal Laboratuvarı'ndaki bilim insanları tarafından yürütülen yeni bir çalışmada, dünya çapında hüküm süren yeni bir koronavirüs türünün önceki sürümlerden daha hızlı yayıldığı keşfedildi.

Roma dünyasında hüküm süren muhtelif ibadet şekillerinin tümü, insanlar tarafından mütesaviyen doğru, düşünürü tarafından yanlış, yargıcı tarafından da faydalı olarak görüldü. Ve böylelikle müsamaha yalnızca karşılıklı müsamahayı değil, aynı zamanda dinsel uyumu da ortaya koydu.

Manyetosferin içinde, uzay plazmasının yoğunluğu (elektronlar ve iyonlar gibi yüklü parçacıklar), güneş rüzgarının hüküm sürdüğü dışarıdaki plazmadan çok daha düşüktür. Manyetopoz adı verilen sınır, iki farklı yoğunluk bölgesi farklı hızlarda hareket ettiğinde kararsız hale gelir.

Mısır'da yedi yıllık bolluğun ardından, Yusuf'un öngördüğü yedi yıllık kıtlık cereyan etti: Bütün dünyada kıtlık hüküm sürüyordu, lakin tüm Mısır topraklarında bereket vardı.

Denemeden hüküm verme.

Hemen peşin hüküm verme. Ya öyle değilse?

Bu hüküm itiraz edilebilir değildir.

Tom daha önce hırsızlıktan hüküm giymiş.

Ali nassa göre hüküm verdiğini söylüyor.

Tom pazartesi günü hüküm giyecek.

Aptallık hüküm sürerken benim bilgeliğimin ne faydası var?

Sadece paranın hüküm sürdüğü yerde ne adalet ne de özgürlük mümkün olur.

Bu ülkede bir tür faşizm incelikle hüküm sürüyor.

Kadınlar hüküm sürseydi dünyanın nasıl bir yer olacağını düşünmek ilginç.

Katı yöneticiler uzun süre hüküm sürmezler.

Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés