Mate logo
Menú
Aplicaciones
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogCentro de AyudaContacto
Aplicaciones

iPhone + iPad

Centro de Ayuda, notas de publicación, Descarga

Mac + Safari

Centro de Ayuda, notas de publicación, Descarga

Google Chrome

Centro de Ayuda, Descarga

Mozilla Firefox

Centro de Ayuda, Descarga

Opera

Centro de Ayuda, Descarga

Microsoft Edge

Centro de Ayuda, Descarga
Soporte
DescargaCentro de AyudaIdiomas compatiblesPedir un reembolsoRestablecer la contraseñaRestablecer los códigos de seriePolítica de privacidad
CONTACTO
ContactoTwitterBlog
Idioma del sitio
servicios gratuitos
Traductor webConjugador de verbosBuscador de artículos en alemánUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Menú
Aplicaciones
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogCentro de AyudaContacto
Aplicaciones

iPhone + iPad

Centro de Ayuda, notas de publicación, Descarga

Mac + Safari

Centro de Ayuda, notas de publicación, Descarga

Google Chrome

Centro de Ayuda, Descarga

Mozilla Firefox

Centro de Ayuda, Descarga

Opera

Centro de Ayuda, Descarga

Microsoft Edge

Centro de Ayuda, Descarga
Soporte
DescargaCentro de AyudaIdiomas compatiblesPedir un reembolsoRestablecer la contraseñaRestablecer los códigos de seriePolítica de privacidad
CONTACTO
ContactoTwitterBlog
Idioma del sitio
servicios gratuitos
Traductor webConjugador de verbosBuscador de artículos en alemánUsage examplesWordsDefinitionIdioms

turco example sentences with "haline"

Learn how to use haline in a turco sentence. Over 100 hand-picked examples.

Cinsel taciz artık şimdi sosyal bir sorun haline geldi.
Translate from turco to inglés

Babam her sabah yürümeyi bir kural haline getirdi
Translate from turco to inglés

Bu büyük bir problem haline gelebilir.
Translate from turco to inglés

O, her gün bahçede iki saat çalışmayı bir kural haline getiriyor.
Translate from turco to inglés

Zamanın gerisinde kalmayayım diye her gün gazete okumayı bir alışkanlık haline getirdim.
Translate from turco to inglés

Çöpten kurtulmak yetkililer için büyük bir baş belası haline gelmiştir.
Translate from turco to inglés

Ben erken kalkmayı bir kural haline getirdim.
Translate from turco to inglés

İstek başkanlık kampanyasında sıcak bir siyasi sorun haline geldi.
Translate from turco to inglés

Her sabah koşuya gitmeyi kural haline getiririm.
Translate from turco to inglés

Büyük bir ateş bütün kasabayı kül haline getirdi.
Translate from turco to inglés

O başkaları hakkında asla kötü konuşmamayı kural haline getirmektedir.
Translate from turco to inglés

Yangın haline, 119'u ara.
Translate from turco to inglés

Üzümler şarap haline getirilir.
Translate from turco to inglés

Kasaba bir şehir haline geldi.
Translate from turco to inglés

Onun ölümünün 24 saati içinde onu yakarak kül haline getirdi.
Translate from turco to inglés

Eski ev yanarak kül haline geldi.
Translate from turco to inglés

Artan nüfus bu ülkede ciddi bir sorun haline gelmiştir.
Translate from turco to inglés

Film sanayi büyük bir iş haline geldi.
Translate from turco to inglés

Böcek bir pupa halinden ergen haline dönmüştür.
Translate from turco to inglés

Yatmaya gitmeden önce kitap okumayı kural haline getiririm.
Translate from turco to inglés

Her sabah yürümeyi kural haline getirdim.
Translate from turco to inglés

Tom her sabah meditasyon yapmayı kural haline getirdi.
Translate from turco to inglés

Yemeklerden sonra dişlerimi fırçalamayı kural haline getirdim.
Translate from turco to inglés

Oyunu oynayanlar yuvarlak oluşturacak şekilde (bacak ve ayakların konumu ters v seklinde) oturur ve sıkıca kenetlenirler. Ortaya bir ebe geçer. Eller bacakların altında olur ve bir havlu (ucu bağlanarak topuz haline getirilmiş) elden ele bacakların altında gezdirilir. Ebe olan bacakların arasından o havluyu almaya (bulmaya) çalışır. Tabi bu arada herkes sallanmakta ve pisi pisi demekte ve çeşitli şekillerde bağırmaktadırlar. Havluyu, uygun konumu bulan, ebenin sırtına hızlıca vurur ve tekrar alta verir ve havlu gezdirilir. Havluyu ebe kimin altında yakalarsa o kişi ebe olur ve ortaya geçer.
Translate from turco to inglés

Haline şükret.
Translate from turco to inglés

Her gün üç saat İngilizce çalışmayı kural haline getiriyorum.
Translate from turco to inglés

Mary ütülemeyi bitirdikten sonra ütüyü kapattı ve fişini çekti sonra soğuması için kendi haline bıraktı.
Translate from turco to inglés

Tom'un elleri sıkıca yumruk haline getirildi.
Translate from turco to inglés

Bunu bir alışkanlık haline getirmemeye çalış.
Translate from turco to inglés

Siz bölmek ve küçük parçalar haline getirmek istiyorsunuz.
Translate from turco to inglés

Bu bir sorun haline geliyor.
Translate from turco to inglés

Tom bir sorun haline geliyor.
Translate from turco to inglés

Bu bir sorun haline gelebilir.
Translate from turco to inglés

İtalya kısa zamanda bir polis devleti haline getirildi.
Translate from turco to inglés

Onu bir devlet sorunu haline getirdik.

Doğru olan galiba Tom'u kendi haline bırakmaktır.

Seni suçlamayı takıntı haline getirmiyorum.

Bina moloz haline geldi.

Paul randevulara geç kalmamayı kural haline getiriyor.

Evi terk ettiğinden beri hayat onun için daimi bir mücadele haline geldi.

Tatoeba, doğum yeri olan Fransa'da kültürel ve sosyal bir olay haline geldi.

Babam kışın bile saat altıda kalkmayı kural haline getirir.

Tom erken kalkmayı bir kural haline getiriyor.

Özellikle ekonomik kriz dönemlerinde, herhangi bir ürünü alıp almayacağımıza karar verirken fiyat baskın faktör haline gelir.

Bunu bir alışkanlık haline getirme.

Eski park şehirdeki yerlerden sonra en çok aranan bir yer haline dönüştü.

Sabah kahvaltısından önce yürümeyi prensip haline getiriyorum.

Kız ince belli bir kadın haline geldi.

Olumsuzca düşünmek alışkanlık haline gelebilir.

Yatmaya gitmeden önce dişlerimi fırçalamayı bir kural haline getiriyorum.

Ciddi bir eğitim etkisi nedeniyle çocuk tamamen farklı bir kişi haline geldi.

Yanıtı onun ruh haline bağlıdır.

İsrail, dünyadaki en önemli yüksek teknoloji merkezlerinden biri haline gelmiştir.

Savaş Washington'un neokonları için büyük bir iş haline geldi.

Onun kitabı eleştiri konusu haline geldi.

Mary ilgi odağı haline geldi.

Plastik torba bir numaralı halk düşmanı haline gelmiştir.

İskoçya, Büyük Britanya Krallığının parçası haline geldi.

Tüm toplumlar kapitalist haline geldi.

Küfürsüz bir Rus konuşması bir rapor haline dönüşür.

Yüksek tarifeler uluslararası ticaret için bir engel haline gelmiştir.

kaynayan su buharlaşır ve gaz haline dönüşür.

Mektup düzenlemek bir kayıp sanat haline gelmektedir.

Bu bir alışkanlık haline geldi.

Dünyayı daha iyi bir yer haline getirelim.

O, şimdi bir moda haline geldi.

Helen Reddy'ye ait "Ben Kadınım" şarkısı Kadın Özgürlük Hareketi'nin gayri resmi marşı haline gelmiştir.

Kaldırılmış eller bir protesto sembolü haline gelmiştir.

Dan baş şüpheli haline geldi.

Tom'un mütevazı bir geçmişi vardı ama o ülkenin en zengin adamlarından biri haline geldi.

Onlar o fabrikada kullanılmış yemek yağını sabun haline getirmektedirler.

O her sabah altıda kalkmayı kural haline getirmektedir.

Onu kız arkadaşıyla görmek beni kötü bir ruh haline soktu.

Bazı durumlarda, pidgin birinci dil haline geldi.

Onun kızı güzel bir kadın haline geldi.

Rüya bir gerçeklik haline geldi.

Arazi bir park haline dönüştürüldü.

Kasaba harabe haline düştü.

Kasaba harabe haline dönüştü.

Bu ciddi bir sorun haline gelebilir.

Arazilerini savunmak şimdi bir günah haline mi geldi?

Tom Mary'yi saplantı haline getirdi.

Ben İbranice öğrenmeyi saplantı haline getiriyorum.

İngilizce artık dünyadaki çeşitli ulusların ortak dili haline gelmiştir.

O bir spor tutkunu haline geldi.

Hayatım bir koşu bandı haline geldi ve bir mola vermem gerekir.

Hayvan yerel bir efsane haline geldi.

Çevrede alışveriş onun için bir yük haline gelmiştir.

Bay Smith, her sabah yürüyüşü bir kural haline getirdi.

Suriye eski haline dönmeyecek.

O, mücadele için coşku ve iradesini eski haline getirdi.

Randevular için asla geç kalmamayı bir kural haline getiriyorum.

O bir hafta içinde eski haline dönecek.

Bir elma tohumu ekerseniz, ağaç haline gelebilir.

Rheinland, Versailles Antlaşması ile demilitarize bir bölge haline getirildi.

Başarısı onu kıskançlık hedefi haline getirdi.

O iyi bir ruh haline mi sahip?

Sıkı çalışma, Japonya'yı bugünkü haline getirdi.

Güneş'imizden 1,5 ila 4 misli daha büyük bir yıldız nötron yıldızı olacaktır. Ondan daha büyük olan yıldızlar kara delik haline geleceklerdir.

Hükümetlerimiz insan nüfusu içinde yaşayan uzaylılar haline geldi.

Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés