Learn how to use hayatın in a turco sentence. Over 100 hand-picked examples.
Para harca ve hayatın tadını çıkar!
Translate from turco to inglés
Çıkarabilirken hayatın tadını çıkarın.
Translate from turco to inglés
Sanat hayatın monotonluğu kırar.
Translate from turco to inglés
Ölüm hayatın tamamlayıcı bir parçasıdır.
Translate from turco to inglés
Bir gün hayatın gözlerinin önünde hızla akıp gidecektir. Emin ol, izlemeye değer.
Translate from turco to inglés
Sevginin ışıltısı olmadan hayatın anlamı nedir?
Translate from turco to inglés
Pek çok insan amaçsızca hayatın içinde sürükleniyor.
Translate from turco to inglés
Hayatın tümü eğlenceden ibaret değil.
Translate from turco to inglés
Biz onun ne olduğunu öğrenmeden önce Hayatın yarısı harcanmaktadır.
Translate from turco to inglés
Çeşitlilik hayatın lezzetidir.
Translate from turco to inglés
Okul hayatın hakkında daha çok şey bilmek istiyorum.
Translate from turco to inglés
Hayatın pahasına niçin öyle aptalca bir şey yaptın?
Translate from turco to inglés
Sağlık ve akıl, hayatın iki nimetidir.
Translate from turco to inglés
Hayatın boyunca çalışmak zorundasın.
Translate from turco to inglés
Hayatın anlamı hakkında düşünüyorum.
Translate from turco to inglés
Hayatın nasıl?
Translate from turco to inglés
Bana hayatın anlamını anlat.
Translate from turco to inglés
Ölüm, yaşadığımız bu fani hayatın sona ermesi ve ebedi olan ahiret hayatına açılan kapıdır.
Translate from turco to inglés
Hayatın günlük rutininden usandım.
Translate from turco to inglés
Bilim hayatın tüm sorunlarını çözememiştir.
Translate from turco to inglés
O, hayatın bir parçası.
Translate from turco to inglés
Hayatın anlamı nedir?
Translate from turco to inglés
Dima kızgın bir sesle sordu: "Nubz? Bu bir oyun değil Saib! Bu hayatın kendisi!
Translate from turco to inglés
Bu senin hayatın.
Translate from turco to inglés
Sana faydalı olmak amacıyla sana yaklaşan bir adam görürsen, hayatın için koşmalısın.
Translate from turco to inglés
İdeal bir hayatın peşindeyiz, bunun sebebi içimizde onun için başlangıç ve olasılığa sahip olmamızdır.
Translate from turco to inglés
Hayatın tehlikede.
Translate from turco to inglés
Hayatımızın, birtakım ehemmiyetsiz teferruatın oyuncağı olduğunu, çünkü asıl hayatın teferruattan ibaret bulunduğunu görüyordum.
Translate from turco to inglés
Hayatın en büyük zevki nedir?
Translate from turco to inglés
Seks hayatın en büyük zevklerinden biridir.
Translate from turco to inglés
Sadece bir tane hayatın var. Onu mutlu ve başarılı bir şekilde yaşa.
Translate from turco to inglés
Aşksız hayatın anlamı yoktur.
Translate from turco to inglés
Yemek hayatın harika zevklerinden biridir.
Translate from turco to inglés
Yemek hayatın en büyük zevklerinden biridir.
Translate from turco to inglés
Bu, hayatın en büyük zevklerinden biridir.
Translate from turco to inglés
Tom yoldaki hayatın olacağını düşündüğü kadar kolay olmadığını öğrendi.
Translate from turco to inglés
Tom yoldaki hayatın olacağını düşündüğü kadar kolay olmadığını keşfetti.
Translate from turco to inglés
Bir zamanlar hayatın bir şaka olduğunu, her şeyin de bunu gösterdiğini düşünürdüm. Artık biliyorum.
Translate from turco to inglés
Hepimizin birer deli olduğunu anmısadığımızda, hayatın tüm gizemi kaybolup, bütün çıplaklığıyla gün yüzüne çıkar.
Translate from turco to inglés
Başka bir gezegende hayatın nasıl olacağını hayal edemiyorum.
Translate from turco to inglés
Çocuklar hayatın gerçek öğretmenleridir.
Saygı, hayatın temelidir.
Aşk hayatın nasıl?
Hayatın amacı neydi unuttum.
Tom hayatın sırrını keşfetti ama bana anlatmayacak.
Hayatın yaşanılması gerekiyor.
Bütün hayatın senin önünde.
Televizyonsuz hayatın nasıl olabileceğini hayal edebiliyor musunuz?
Bana hayatın nasıl gittiğini sormayın.
Hayatın kökenine dair çeşitli teoriler mevcut.
Ve bu anda düğünden sonra eğlenceli bir hayatın beni beklediğini anladım.
Ve bu anda düğünden sonra eğlenceli bir hayatın beni bekliyor olduğunu anladım.
Tom, rahatlayıp hayatın tadını çıkarmayı bilmiyor.
Hayatın tadını çıkar.
Mola ver, yoksa hayatın kararacak.
Hayatın zevklerinden kendinizi mahrum etmeyin.
Bu, hayatın bir gerçeği.
Bu hayatın bir gerçeği.
Çalışma ABD'de hayatın çok önemli bir parçasıdır.
Senin hayatın benim ellerimde.
Sadece bir sanatçı hayatın anlamını yorumlayabilir.
Tom, hayatın tehlikede.
Bütün hayatın boyunca bir barmen olmak ister misin?
Çok fazla selfie çekmek cinsel hayatın durgun olduğunun işaretidir.
Hayatı hakkındaki en iyi kitap hayatın kendisidir.
Ruhun karanlık gecesi hayatın ortasındaki ölümdür.
Hayatın anlamını bilmek istiyorum.
Hayatın doğası açıklanamaz.
Ben günlük hayatın monotonluğu ile sıkılmıştım.
Güneş; ışık, ısı ve hayatın sonsuz kaynağıdır.
Hayatın buna bağlı.
Çekilme hayatın ilk dersidir.
Hayatın karayolunda bazen böcek olacaksın başka zamanlar ön cam olacaksın.
O hayatın bir bakıma bir yolculuk gibi olduğunu düşünüyor.
Hayatın tekrar eskisi gibi olmasını istiyorum.
Birçok insan için hayatın anlamı üç harfe sığar: YSU — ye, sıç, uyu.
Hayatın adil olduğunu kim söyledi?
O, hayatın asla aynı olmayacağını biliyordu.
"Hayatın nasıl?" "Hemen hemen aynı. Ve seninki?"
Okumak iyi bir hayatın yaşamasında temel bir araçtır.
Biz hayatın ileri dönemlerinde zengin ödüller kazanacağız.
Bilim hayatın tüm sorunları çözmez.
Hayatın iniş ve çıkışları vardır.
Bilim hayatın sorunlarının hepsini çözemez.
Aşksız hayatın benim için imkansız olduğunu anlıyorum.
Çocuklar hayatın çiçekleridirler.
Daha doğrusu, hayatın anlamı sorunudur.
Bu yaşta, hayatın anlamı ilgimi çekmeye başladı.
Seyahat hayatın en acı zevklerinden biridir.
Hayatın her günü tarihte bir sayfadır.
Tom'un anne ve babası ona asla hayatın gerçeklerinden söz etmediler.
Seni hayatın kendisinden daha çok seviyorum.
Hayatın yüzde sekseni gösteriliyor.
Hayatın sana öğrettiği en önemli ders nedir?
Sevilen kişi olmadan hayatın hiç anlamı yoktur.
Hayatın var olabileceği başka gezegenler var mı?
Genellikle hayatın kısa olduğu söylenir.
Senin bir hayatın yok.
Hayatın geriye kalan kısmını ideallerimin peşinde koşarak geçirmek istiyorum.
Hayatın inişleri ve çıkışları vardır.