Learn how to use köy in a turco sentence. Over 79 hand-picked examples.
Memleketim Bolu'da patates aromalı köy ekmeği yedim.
Translate from turco to inglés
Sakin bir köy hayatı yaşamak istiyorum.
Translate from turco to inglés
Kısa sürede kendini köy hayatına alıştırdı.
Translate from turco to inglés
Bir köy ve bir kasaba arasındaki fark nedir?
Translate from turco to inglés
İki köy birbirine bitişiktir.
Translate from turco to inglés
Köy dağlarda yüksekte bulunmaktadır.
Translate from turco to inglés
Askerler her köy ve çiftlikte durdu.
Translate from turco to inglés
Bütün köy yangın tarafından yanıp kül oldu.
Translate from turco to inglés
Bütün köy yanıp kül oldu
Translate from turco to inglés
Köy sel tarafından izole edildi.
Translate from turco to inglés
Köy hayatı şehir hayatından daha sağlıklıdır.
Translate from turco to inglés
Küçük bir köy gelişip büyük bir şehre dönüştü.
Translate from turco to inglés
Köy insanları geleneksel olarak yabancılardan kuşkulanırlar.
Translate from turco to inglés
Köy halkı, nehir üzerinde ahşap bir köprü yaptılar.
Translate from turco to inglés
Birkaç gün senin köy evinde kalacağım, sanırım senin için bir sakıncası yok.
Translate from turco to inglés
Tüm köy onları karşılamaya çıktı.
Translate from turco to inglés
Köy, tepenin kenarındadır.
Translate from turco to inglés
Bu köy İsveç kralına aittir.
Translate from turco to inglés
Bu bir ülke mi/köy mü yoksa bir şehir mi?
Translate from turco to inglés
Bu küçük bir köy.
Translate from turco to inglés
Kırkılan bu yünler köy halkının çeşitli ihtiyaçlarını karşılamaktadır.
Translate from turco to inglés
Arazi bir köy oldu.
Translate from turco to inglés
Köy şehirden çok uzak.
Translate from turco to inglés
Köy şimdi eskisinden farklı.
Translate from turco to inglés
Tom bir şehir ve bir köy arasındaki farkı bilmiyor.
Translate from turco to inglés
Nehir ve tepe arasında bir köy var.
Translate from turco to inglés
Buradan yaklaşık nehrin üç kilometre yukarısında bir köy var.
Translate from turco to inglés
Görünen köy kılavuz istemez.
Translate from turco to inglés
Küçük bir köy, iki kasaba arasında yer alır.
Translate from turco to inglés
Bütün köy adamın iyi olduğunu bilir.
Translate from turco to inglés
Dağın üzerinde bir köy var.
Translate from turco to inglés
Bütün köy deprem tarafından yerle bir edildi.
Translate from turco to inglés
Yaşadığım köy çok küçük.
Translate from turco to inglés
Köy bir köprü ile şehrimize bağlanıyor.
Translate from turco to inglés
Bizim köy okulumuzda bir Almanca öğretmeni yoktu.
Translate from turco to inglés
Denize yakın bir köy vardı.
Translate from turco to inglés
Kanada adı "köy" veya "yerleşim" anlamına gelen Iroquoian dilindeki "kanata" sözcüğünden gelir.
Translate from turco to inglés
Köy o ağaçların ötesinde.
Translate from turco to inglés
Baraj inşa edilmeden önce burada bir köy vardı.
Translate from turco to inglés
Köy artık on yıl önce olduğundan çok farklı.
Translate from turco to inglés
Eşim her gün gıdalar satın almak için köy pazarına gider.
Translate from turco to inglés
O köy düşmanın son kalesidir.
Translate from turco to inglés
Bu antika bir eski köy.
Translate from turco to inglés
Geçen yaz ziyaret ettiğim köy, Nagano bölgesi'ndeki küçük bir köydü.
Translate from turco to inglés
Köy şiddetli fırtına tarafından izole edildi.
Translate from turco to inglés
Köy halkı suyu kuyudan elle pompalamak zorundaydı.
Translate from turco to inglés
Köyümüz Katoliktir, ancak komşu köy Evangelisttir.
Translate from turco to inglés
O bir köy.
Bu köy sıkıcı.
Bu, iki yüz sakini olan bir köy.
Köy, ejderha tarafından yok edildi.
Köy postanesi bir kilometreden daha az mesafedeydi.
Bu hangi köy?
Köy boş görünüyor.
Delisiz köy olmaz.
Köpeksiz köy bulmuş, değneksiz geziyor.
Ali köy ekmeği aldı.
Ali köy çocuğudur.
İstanbul göç nedeniyle büyük bir köy hâline geldi.
Tom'dan ne köy olur ne kasaba.
Patikanın sonunda bir köy var.
Bu haliyle köy oldukça huzurlu görünüyor.
Bir köy, bu konuda ortalamanın üstünde.
Sahil köy evleriyle çevrilmiş durumda.
Belediye sınırları dahilinde on altı köy var.
Kışın aç kalan ayı ve kurtların köye inmeleri köy hayatının en büyük heyecanlarındandır.
Nasipten öte köy yok.
Öğretmenlik vazifesine bir köy okulunda başladı.
Köpeksiz köy bulmuşlar, değneksiz geziyorlar.
Şehir ve köy hayatı çok farklıdır.
Bir şeyden vazgeçmiş değilim. Sadece bazı şeylerin olgunlaşıp zamanının gelmesini bekliyorum. Zaman elvermezse de yapacak bir şey yok, zira kısmetten öte köy yok.
Emekli olduktan sonra sessiz sakin bir köy hayatı yaşamak istiyorum.
Ali köy çocuğu.
Bu köy benim.
Bir iPhone aboneliği fiyatına Afrika'da bir köy beslenebilir.
Tom şehir ve köy arasındaki farkı bilmiyor.
Bir zamanlar küçük bir köy varmış.
Her öğleden sonra köy kadınları sohbet etmek için bir araya gelir.
Riki mi? Orası köy mü?