Learn how to use kalmadı in a turco sentence. Over 100 hand-picked examples.
Sana buraya daha erken gelmemiz gerektiğini söyledim. Şimdi oturmak için hiç yer kalmadı.
Translate from turco to inglés
Parmaklarınızla yemek yemek sadece yüzyıllar boyu devam etmekle kalmadı, aynı zamanda bazı alimler onun tekrar popüler olabileceğine inanıyorlar.
Translate from turco to inglés
Tom kaldığı oteldeki servisten memnun kalmadı.
Translate from turco to inglés
Onlar genellikle uzun kalmadı.
Translate from turco to inglés
Tom'un çok fazla zamanı kalmadı.
Translate from turco to inglés
O, asla kendi geçimini yapmak zorunda kalmadı.
Translate from turco to inglés
Tom bütün ekmeği yedi, bu yüzden hiç kalmadı.
Translate from turco to inglés
Robert toplantı için henüz geç kalmadı.
Translate from turco to inglés
Paramız kalmadı.
Translate from turco to inglés
Hiç tuz kalmadı.
Translate from turco to inglés
Suyumuz kalmadı.
Translate from turco to inglés
Salata yağı kalmadı.
Translate from turco to inglés
Yiyeceğimiz kalmadı.
Translate from turco to inglés
O eşya kalmadı.
Translate from turco to inglés
Neredeyse hiç param kalmadı.
Translate from turco to inglés
O bana bir yalancı demekten geri kalmadı.
Translate from turco to inglés
Onların neredeyse hiç zamanı kalmadı.
Translate from turco to inglés
Fakat şimdi benim için bir şey kalmadı.
Translate from turco to inglés
Demlikte neredeyse hiç kahve kalmadı.
Translate from turco to inglés
Maalesef hiçbir şeyimiz kalmadı.
Translate from turco to inglés
Buzdolabında hiçbir şey kalmadı.
Translate from turco to inglés
Ekmeğimiz kalmadı.
Translate from turco to inglés
Okula asla geç kalmadı.
Translate from turco to inglés
O geldi, ama uzun kalmadı.
Translate from turco to inglés
Buzdolabında et kalmadı.
Translate from turco to inglés
Maalesef hiç kahve kalmadı.
Translate from turco to inglés
Takeshi geldi ama uzun kalmadı.
Translate from turco to inglés
Odada hiç mobilya kalmadı.
Translate from turco to inglés
Tom daha önce işe hiç geç kalmadı.
Translate from turco to inglés
Para kutusunda hiç para kalmadı.
Translate from turco to inglés
Takeshi gelmesine geldi ama uzun kalmadı.
Translate from turco to inglés
Hiç kimse geç kalmadı.
Translate from turco to inglés
Hiç yiyecek kalmadı.
Translate from turco to inglés
Hiç süt kalmadı.
Translate from turco to inglés
Başka bahanen kalmadı.
Translate from turco to inglés
O sözüne bağlı kalmadı.
Translate from turco to inglés
Afet sonrasında adada hiç su kalmadı.
Translate from turco to inglés
Fazla zamanım kalmadı.
Translate from turco to inglés
Düşündüm de ,daha fazla kahvemiz kalmadı.
Translate from turco to inglés
O hiçbir şekilde hoşnut kalmadı.
Translate from turco to inglés
Tom uzun süre kalmadı.
Translate from turco to inglés
Tom'un beti benzi kalmadı.
Translate from turco to inglés
Yazacak bir şeyim kalmadı.
Translate from turco to inglés
Zamanın kalmadı.
Translate from turco to inglés
Seçeneğimiz kalmadı.
Translate from turco to inglés
Şekerimiz kalmadı.
Translate from turco to inglés
Yapılacak başka hiçbir şey kalmadı.
Translate from turco to inglés
Kızgınlığım kalmadı.
Translate from turco to inglés
Fişeğimiz kalmadı.
Translate from turco to inglés
Size olan saygım kalmadı.
Translate from turco to inglés
Hiç kimse ülkemde kalmadı.
Translate from turco to inglés
Söyleyecek bir şeyim kalmadı.
Translate from turco to inglés
Tom'un hayattan fazla bir beklentisi kalmadı.
Translate from turco to inglés
Gücüm kalmadı yaşamaya.
Translate from turco to inglés
Çabalamaya gücüm kalmadı.
Translate from turco to inglés
Hiçbir şey için mecalim kalmadı.
Motivasyonum ve umudum kalmadı.
Öfkem ve sinirim kalmadı.
Yiyecek bir şey kalmadı.
Çok fazla kağıt kalmadı.
Tom, Mary' yi dinlemek zorunda kalmadı.
Utancım kalmadı ama önceden hata yapmaktan korkuyordum.
Yapılacak hiçbir şey kalmadı.
Bugün yapılması gereken hiçbir şey kalmadı.
Tartışacak bir şey kalmadı.
Fazla zaman kalmadı.
Tom okula hiç geç kalmadı.
Bende sana yetecek kadar ben kalmadı.
Eşkıyanın bastığı köyde taş üstünde taş kalmadı.
Bilet kalmadı.
Neyse, pek vakit kalmadı.
Bunu artık duymayan kalmadı.
Hiç ümit kalmadı.
O kadar çok vaktim kalmadı.
Burada bizden başka kimse kalmadı.
Artık dayanacak gücümüz kalmadı.
Fazla seçeneğin kalmadı.
Bu işin tadı tuzu kalmadı.
Üzgünüm, bende hiç kalmadı.
Tom çok uzun süre Boston'da kalmadı.
Tom uzun süre orada kalmadı.
Tom Boston'da çok uzun süre kalmadı.
Tek bir öğrenci geç kalmadı.
Öğrencilerden hiçbiri okula geç kalmadı.
Şişede çok meyve suyu kalmadı.
Yapacak hiçbir şey kalmadı gibi görünüyordu.
Söyleyecek bir şey kalmadı!
Tom asla para hakkında endişelenmek zorunda kalmadı.
Tom'un hiç parası kalmadı.
O zaman buna ihtiyacımız kalmadı.
Hiç benzinimiz kalmadı.
Hiçbir şey kalmadı.
Hakkında konuşacak bir şeyimiz kalmadı.
Hakkında konuşacak bir şey kalmadı.
Söylenecek bir şey kalmadı.
İçecek bir şey kalmadı.
Kaybedecek bir şeyimiz kalmadı.
Söyleyecek bir şey kalmadı.
Yapacak bir şey kalmadı.
Bir şey kalmadı.