Learn how to use mesele in a turco sentence. Over 100 hand-picked examples.
Gerçeği söylemek gerekirse, mesele hakkında bir şey bilmiyorum.
Translate from turco to inglés
Tom mesele hakkında her şeyi unutmuş gibi görünebilir fakat hâlâ gerçekten onun hakkında kendini harap ediyor.
Translate from turco to inglés
Mesele hakkında bir şey söylemedim.
Translate from turco to inglés
Benim mesele ile bir ilgim yok.
Translate from turco to inglés
O, gülecek bir mesele değil.
Translate from turco to inglés
Her şeyi denemeye değer diyerek onu da bir deneyeyim dedim. Fakat, böyle bir programın üstesinden gelmek benim boyumu aşan bir mesele çıktı.
Translate from turco to inglés
Mesele derinlemesine tartışıldı.
Translate from turco to inglés
Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu.
Translate from turco to inglés
Bu mesele gerçek bir sorundur.
Translate from turco to inglés
Mesele yarına kadar bekleyebilir mi?
Translate from turco to inglés
Hızlı bir girişten sonra mesele derinlemesine ele alındı.
Translate from turco to inglés
Mesele şu ki şimdi pek param yok.
Translate from turco to inglés
Mesele bundan sonra ne yapmamız gerektiğidir.
Translate from turco to inglés
Mesele şimdi inceleniyor.
Translate from turco to inglés
Tom mesele ile ilgili bir yorum yapmaktan kaçındı.
Translate from turco to inglés
Mesele oydu.
Translate from turco to inglés
Mesele yok!
Translate from turco to inglés
Bu son derece önemli bir mesele.
Translate from turco to inglés
O başka bir mesele.
Translate from turco to inglés
Sanırım bu mesele ile nasıl baş edeceğimiz hakkında bazı fikirlerin var.
Translate from turco to inglés
Ölmek veya ölmemek. İşte bütün mesele bu.
Translate from turco to inglés
Çember veya çemberler, işte bütün mesele bu.
Translate from turco to inglés
Bildiğim kadarıyla mesele bu değil.
Translate from turco to inglés
Mesele zamandı.
Translate from turco to inglés
Mesele çözüldü.
Translate from turco to inglés
Mesele Tom değil.
Translate from turco to inglés
Mesele paraydı
Translate from turco to inglés
Tom mesele değil.
Translate from turco to inglés
O mesele hâlâ Tom'un aklında gibi görünüyor.
Translate from turco to inglés
İşte bütün mesele budur.
Translate from turco to inglés
Mesele halloldu.
Translate from turco to inglés
Tüm mesele hayatı matematikle bağdaştıramamış olmamızdan kaynaklanıyor.
Translate from turco to inglés
Hazır mıyım, değil miyim işte bütün mesele bu.
Translate from turco to inglés
Mesele bundan ibarettir.
Translate from turco to inglés
Mesele yakından takip ediliyor.
Translate from turco to inglés
Bu özel bir mesele.
Translate from turco to inglés
Mesele sadece para değildi.
Translate from turco to inglés
Sen bu mesele konusunda niye bu kadar ısrar ediyorsun?
Translate from turco to inglés
Paraya gelince, bu çok zor bir mesele.
Translate from turco to inglés
Bu kişisel bir mesele.
Translate from turco to inglés
Bu gizli bir mesele.
Translate from turco to inglés
Tom bu mesele hakkında bir şey bilmiyor gibi görünüyor.
Translate from turco to inglés
Bu ciddi bir mesele.
Translate from turco to inglés
Yüz ifadenizden ciddi bir mesele olduğunu anlayabiliyorum.
Translate from turco to inglés
Doğu - hassas bir mesele.
Translate from turco to inglés
Bu ciddi bir mesele mi?
Translate from turco to inglés
Aslında o, mesele ile ilgili çok az şey biliyor.
Translate from turco to inglés
Onlar onu mesele çıkarmak için sınıfta olmakla suçladılar.
Translate from turco to inglés
Bütün mesele bu.
Translate from turco to inglés
Ama mesele para değil.
Translate from turco to inglés
Bütün mesele bu mu?
İşte mesele bu.
John ve Mary'nin o önemli mesele hakkında farklı fikirleri vardı.
O gerçekten mesele değil.
Mesele gerçekten o değil, değil mi?
Bu mesele gündeme geldiği günden beri inkâr ediyorlardı.
Mesele kazaya kimin neden olduğu.
Mesele hiçbir izaha imkan vermiyor.
"Olmak ya da olmamak; işte bütün mesele bu." diye konuştu malak.
Bu mesele hakkında gerçeği duymak ister misin?
Mesele ne söylediğin değil, nasıl söylediğindir.
Gerçek mesele hastalığın nasıl önleneceğidir.
O mesele henüz ele alınmadı.
Bir mesele var mı?
Bu mesele hakkında sizinle tekrar temasa geçeceğim.
Bu mesele çok önemli.
Onun, hakkında konuştuğu mesele önemlidir.
Bu önemsiz bir mesele.
Bu mesele çok acil.
Bu çok önemli bir mesele olarak dikkate alınır.
Bu basit bir mesele.
Neden Tom'un bu mesele ile ilgilenmesine izin vermiyoruz? Nede olsa, o uzman, değil mi?
O mesele hakkında az önce Tom'la konuştum.
Bu mesele er ya da geç ele alınmalıdır.
Mesele hakkında ne yapacağımı Tom'a sormam gerekiyor.
Buluşalım ve mesele hakkında konuşalım.
Onun mesele ile ilgilenmediği açıktı.
Bütün bu mesele bana bir baş ağrısı veriyor.
Tom mesele hakkında bildiği her şeyi Mary'ye söyledi.
Bu mesele hakkında konuşmak istemediğini düşündüm.
Tom mesele hakkında bir şey yapmamaya karar verdi.
Mesele hakkında tartışmanın hiçbir anlamı yok.
O komik bir mesele değil.
Mesele ne zaman olacağı.
Mesele benim için çok önemli.
Bu kesinlikle özel bir mesele.
Mesele paranın nasıl toplanacağı.
Ben mesele ile ilgili değilim.
Bu çok ciddi bir mesele.
Bu gerçekten zor bir mesele.
Bu mesele dikkatli düşünce gerektirir.
Bu mesele ile hemen ilgilenin, tamam mı?
Bu hepimizi ilgilendiren bir mesele.
Mesele hakkında bir şey bilmemen tuhaf.
Bu tamamen farklı bir mesele.
O mesele hakkında bir şey bilmemen tuhaf.
O mesele hakkında tartıştıklarında o, coşma eğilimindedir.
Karmaşık bir mesele.
Bu hiç de küçük bir mesele değil.
Bütün mesele hakkında gizemli bir hava vardı.