Learn how to use nadir in a turco sentence. Over 100 hand-picked examples.
Benim için bu nadir kitabı bulabilir misin?
Translate from turco to inglés
Biz kaza nedeniyle nadir bir durumla karşılaştık.
Translate from turco to inglés
Araraquara'da nadir bir Amerikan papağanı satın aldım.
Translate from turco to inglés
Bu çok nadir bir örnektir.
Translate from turco to inglés
Ben nadir paralar toplarım.
Translate from turco to inglés
Bu çok nadir bir durumdur.
Translate from turco to inglés
Bu, çok nadir bir numunedir.
Translate from turco to inglés
Aradığım nadir bir kitabı buldum.
Translate from turco to inglés
Onun evinin yanında oturuyorum fakat onu nadir görüyorum.
Translate from turco to inglés
Çok nadir, kırk yılda bir, kiliseye gider.
Translate from turco to inglés
O mağazada nadir bir pul buldum.
Translate from turco to inglés
Avustralya'da nadir hayvanlar var.
Translate from turco to inglés
Bugünlerde sabır nadir bir erdemdir.
Translate from turco to inglés
Mutlu insanların ne kadar nadir olduğunu fark ettim.
Translate from turco to inglés
Bazı insanlar evcil hayvanlar olarak nadir bulunan hayvanları beslerler.
Translate from turco to inglés
O mağazada nadir bir pula rastladım.
Translate from turco to inglés
Mükemmel elmaslar oldukça nadir mücevherlerdir.
Translate from turco to inglés
Tesadüfen nadir bir kelebeği gördü.
Translate from turco to inglés
Sana çok nadir bulunan bir şey vermek istiyorum.
Translate from turco to inglés
Bu çok nadir.
Translate from turco to inglés
Çok nadir.
Translate from turco to inglés
Gerçekten nadir.
Translate from turco to inglés
Bu son derece nadir.
Translate from turco to inglés
O nadir mi?
Translate from turco to inglés
Dünyada şişmanlığın nadir olduğu tek bölge Afrika'da Sahra çölünün güney kısmıdır.
Translate from turco to inglés
“Yaşamak dünyadaki en nadir şeydir. Birçok insan sadece var olur, hepsi bu.”
Translate from turco to inglés
Bu o kadar nadir değil.
Translate from turco to inglés
Nadir verilen bir adı var.
Translate from turco to inglés
Amerika'dakilere nazaran japon evlilikleri çok nadir biter.
Translate from turco to inglés
İhtiyatlılık önemli ve nadir olan bir erdemdir.
Translate from turco to inglés
Dişlerinde çok nadir sorunların olmasının nedeni, düzenli bir şekilde dişçiye gitmesidir.
Translate from turco to inglés
Bu nadir bir fırsat.
Translate from turco to inglés
Çocuklarım çok nadir dışarı çıkar.
Translate from turco to inglés
Onun kadar başarılı bir dansçıyı çok nadir görürüm.
Translate from turco to inglés
Tom'un nadir görülen bir hastalığı var.
Translate from turco to inglés
O nadir biri.
Translate from turco to inglés
Bu sığır o kadar nadir ki iyi bir veteriner ona bakabilir.
Translate from turco to inglés
Nadir oldukları için, pandalar bir dünya hazinesi oldu.
Translate from turco to inglés
Bu nadir pulu bulmak zordur.
Translate from turco to inglés
Akvaryumda bir hayli nadir balık var.
Translate from turco to inglés
Ailesiyle çok nadir yemek yer.
Translate from turco to inglés
Bir dikiş makinem var ama onu çok nadir kullanıyorum.
Translate from turco to inglés
Tom kendi hakkında nadir konuşur.
Translate from turco to inglés
Çok nadir ıstakoz yerim.
Translate from turco to inglés
O çok nadir.
Translate from turco to inglés
Nadir bir isim.
Translate from turco to inglés
Başkan Tom Jackson nadir olarak toplum içinde görünür.
Translate from turco to inglés
Mutfaktaki bir adam, oldukça nadir bir görüntüdür.
Translate from turco to inglés
Dentiste sık sık gittiği için çok nadir diş ağrısı çeker.
Nadir paraları toplamak hoşuma gidiyor.
Bu hastalık nadir bir genetik mutasyon tarafından oluşur.
Bazı kelimeler çok nadir kullanılır.
Nadir pullara nerede rastladın?
Bu nadir kitaplarla nasıl geldin?
Bu hiç nadir değil. Aslında o çok yaygın.
Bu hiç nadir değil.
O oldukça nadir bir bireydi.
Tom onun çok nadir olduğunu söyledi.
Bunun çok nadir olduğunu düşünüyorum.
Ben ikinci el kitapçıda nadir bir kitapla karşılaştım.
O biraz nadir.
Tom nihayet istediği nadir pul ele geçirdi.
Bu kitapçı özellikle eski ve nadir kitaplarla ilgileniyor.
Web sitelerini kullanmak için kayıt sırasında insanların sahte kişisel bilgi vermeleri nadir değildir.
Ben asla yalan söylemem.. asla ya da en azından çok nadir.
O çok nadir ve paha biçilmezdir.
Sağduyu nadir ve önemli bir erdemdir.
Her nadir şey pahalıdır, ayrıca ucuz bir at enderdir, bu nedenle ucuz at pahalıdır.
Ölümlerin nadir olma eğilimi olmasına rağmen, birçok kişi son çeyrek yüzyıl boyunca volkanik patlamalar sonucu öldü.
Donan yağmur oldukça nadir bir meteorolojik olaydır.
Uzun süredir aradığım nadir baskıyı buldum.
Bu çok, çok nadir bir sorun.
Bu nadir bir hastalık.
Nadir ekim güneşi ışığında ahşap çitte bir çiftlik kedisi yatıyordu.
Amerikalıların halk içinde öpüşmesini görmek nadir değildir.
Nadir bir hastalığım var.
Söylemeye gerek yok, hırsızlık nadir bir olaydı.
Bu nadir bir sorun mudur?
O nadir bir yaralanma değil.
Onunla ilgili nadir bir şey yok.
O, dürüst bir politikacının nadir bir örneğiydi.
Biftekten nadir olarak hoşlanıyorum, ama bu kadar nadir değil.
Bugünkü kızların sanki erkekmiş gibi konuşmaları nadir değildir.
Hipofizit nadir bir hastalıktır.
O, bir zamanlar yalan söyledi ve ona dolabında nadir bir yaratığın yaşadığını söyledi.
Tom'un çok nadir ev ödevi vardır.
Tom çok nadir Fransızca konuşur.
Tom çok nadir güler.
Tom'un nadir görülen bir cilt hastalığı var.
Tom'un yüzü artık çok nadir gülüyor.
Hazır kahve çok nadir içerim.
Tom bir yere yürüyerek çok nadir gider.
Çöllerde kar çok ama çok nadir yağar.
Yaşamak nadir rastlanan bir şeydir. İnsanların çoğu sadece var olur.
Çoğunluğa göre bu oldukça nadir bir deneyimdir.
En değerli çıkartmalar en nadir olanlar.
Nadir bir sikke koleksiyonu da sergileniyor.
Kuzeybatı Almanya, engebelerin nadir olduğu, ekseriyetle düz bir coğrafyaya sahip.
Arabam var, ama çok nadir kullanıyorum.
Nadir de olsa olduğu oluyor.