Learn how to use sürmek in a turco sentence. Over 91 hand-picked examples.
O kar fırtınasında araba sürmek bir kabustu.
Translate from turco to inglés
Bu arabayı sürmek kolaydır.
Translate from turco to inglés
Araba sürmek çok eğlencelidir.
Translate from turco to inglés
Bir araba sürmek için bir ehliyete sahip olmak gereklidir.
Translate from turco to inglés
Karanlıkta araba sürmek uçmak gibidir.
Translate from turco to inglés
Dikkat edin! Sarhoşken araba sürmek tehlikelidir.
Translate from turco to inglés
Tom araba sürmek için yeterince yaşlıdır.
Translate from turco to inglés
Tom araba sürmek istemediğini söyledi.
Translate from turco to inglés
Güneş kremi sürmek istemiyorsan, bu senin sorunun. Güneşte yandığın zaman bana şikayete gelme.
Translate from turco to inglés
Araba sürmek için yeterli yaşta.
Translate from turco to inglés
Araba sürmek için bir ehliyete ihtiyacın var.
Translate from turco to inglés
Bir araba sürmek için, bir ehliyete ihtiyacın var.
Translate from turco to inglés
Araba sürmek istiyorum.
Translate from turco to inglés
O, araba sürmek için yeterince yaşlıdır.
Translate from turco to inglés
O, bir araba sürmek için yeterince yaşlıdır.
Translate from turco to inglés
Sarhoş araba sürmek ciddi bir sorundur.
Translate from turco to inglés
Çok hızlı araba sürmek tehlikelidir.
Translate from turco to inglés
O kadar hızlı araba sürmek tehlikelidir.
Translate from turco to inglés
Dikkatli sürmek kazaları önler.
Translate from turco to inglés
Arabayı dikkatli sürmek önemlidir.
Translate from turco to inglés
Yol boyunca yavaş sürmek zorunda kaldık.
Translate from turco to inglés
İçki içmek ve araba sürmek tehlikeli olabilir.
Translate from turco to inglés
Bir fırtına anında araba sürmek tehlikeli olabilir.
Translate from turco to inglés
Bu yolda araba sürmek için para ödemeliyiz.
Translate from turco to inglés
Yeni otoban boyunca araba sürmek hoşumuza gitti.
Translate from turco to inglés
Araba sürmek beni rahatlatıyor.
Translate from turco to inglés
Tom araba sürmek istedi fakat o sarhoş olduğu için, Mary ona izin vermedi.
Translate from turco to inglés
Konuşman için alışılmamış bir konu ileri sürmek zorunda değilsin.
Translate from turco to inglés
Konuşman için tuhaf bir konu ileri sürmek zorunda değilsin.
Translate from turco to inglés
Tom'a araba sürmek isteyip istemediğini sordum.
Translate from turco to inglés
Sürmek ister misin?
Translate from turco to inglés
Zaten Tom'un canı araba sürmek istemiyor.
Translate from turco to inglés
Araba sürmek için kimin sırası?
Translate from turco to inglés
Araba sürmek için yeterince yaşlı mısın?
Translate from turco to inglés
Ben bu dünyaya zevk-ü sefa sürmek için geldim, keyfimin kahyası mısın, yıkıl karşımdan, beni aptal sorunlarınla meşgul etme, defol.
Translate from turco to inglés
Tom sürmek için çok sarhoş.
Translate from turco to inglés
Araba sürmek çocuklar içindir.
Translate from turco to inglés
Sahil boyunca araba sürmek harika.
Translate from turco to inglés
Bu arabayı sürmek zorundayım.
Translate from turco to inglés
Tom'a araba sürmek istemediğimi söyledim.
Translate from turco to inglés
Tom sürmek istemedi.
Translate from turco to inglés
Tom bana sürmek isteyip istemediğimi sordu.
Translate from turco to inglés
Sürmek istemediğine emin misin?
Translate from turco to inglés
Günümüzdeki çocuklar ruj sürmek istiyor.
Translate from turco to inglés
Kırmızı ruj sürmek için dişlerinizin sarı olmaması gerekir.
Translate from turco to inglés
Ben de senin gibi oje sürmek istiyorum.
Sürmek için çok sarhoş olduğunu düşünüyorum.
Cennette hizmet etmektense, Cehennemde saltanat sürmek daha iyidir.
Araba sürmek istemiyorum.
Tom arabayı sürmek istedi.
Bisiklet sürmek Kuzey Amerika'da gittikçe daha popüler oluyor.
Sen sürmek zorunda olacaksın.
Buradan Tokyo'ya sürmek beş saatimi aldı.
Traktör sürmek ister misin?
Mary yaşamaya değer bir hayat sürmek istiyor.
Hız sınırından daha hızlı sürmek tehlikelidir.
Baba, sürmek için arabayı alabilir miyim?
Baba, sürmek için arabayı alıyorum.
Çiftçiler sabanla pirinç tarlalarını sürmek için su mandalarını kullanırlar.
Düzgün bir yolda sürmek güzel.
Bir kamyon sürmek kolay değildir.
Artık mutsuz bir hayat sürmek istemiyorum.
Yolun sağ tarafında sürmek için çok deneyimim yok.
Boston'a tek başıma araba sürmek istemiyorum.
Araba sürmek için yeterince yaşlısın.
Tom araba sürmek için çok genç.
Leyla iyi bir yaşam sürmek istiyordu.
Araba sürmek için yeterince yaşlı değil misin?
Araba sürmek için çok sarhoşum.
Tom araba sürmek isterse ona izin ver.
Ben araba sürmek istiyorum, ama Tom bana izin vermiyor.
Tom, Mary'ye araba sürmek istediğini bildirdi.
Araba sürmek isterdim ama Tom bana izin vermezdi.
Mary Tom'a araba sürmek istediğini bildirdi.
Araba sürmek istediğini Tom'a bildirmelisin.
Tom araba sürmek zorunda değildi.
Tom o kadar hızlı sürmek zorunda değildi.
Tom ehliyetsiz araç sürmek nedeniyle tutuklandı.
Araba sürmek için çok gençsin, değil mi?
Araba sürmek için yeterince yaşlısın, değil mi?
Araba sürmek için çok gençsin.
Bir araba sürmek için kaç yaşında olmalısınız?
Hayat bisiklet sürmek gibidir. Dengede kalmak için hareket etmeye devam etmelisin.
Bu geniş yetkiyi, beni İstanbul'dan sürmek ve uzaklaştırmak amacıyla Anadolu'ya gönderenlerin bana nasıl verdiklerine şaşabilirsiniz.
Bu arabayı tek elle sürmek mümkün.
Bu fırtınalı havada araba sürmek istemem.
Ruj sürmek okul kurallarına aykırı.
Okulda ruj sürmek yasak.
Kamyon sürmek kolay değildir.
Bu kamyonu sürmek zor.
Kaldırımda bisiklet sürmek serbest mi?