Learn how to use sıkıcı in a turco sentence. Over 100 hand-picked examples.
Onlar can sıkıcı işlerinden dolayı bitkindiler.
Translate from turco to inglés
Hasta olmak çok sıkıcı.
Translate from turco to inglés
O can sıkıcı değil mi?
Translate from turco to inglés
Sıkıcı bir konser sırasında, kahve benim uyanık kalmamı sağladı.
Translate from turco to inglés
Sana konserin sıkıcı olacağını söyledim. Niçin beni dinlemedin?
Translate from turco to inglés
Twitter'ı kullanırdım, fakat sonra onu sıkıcı biraz buldum, bu yüzden onu kullanmayı durdurdum.
Translate from turco to inglés
Onun dersleri korkunç sıkıcı.
Translate from turco to inglés
Tatil çok sıkıcı olmaya devam ediyor.
Translate from turco to inglés
Zaman zaman can sıkıcı baş ağrısı çekti.
Translate from turco to inglés
Senin eksantrikliğin seni ya sevimli ya da sıkıcı yapabilir.
Translate from turco to inglés
Açıkçası, onun konuşmaları her zaman sıkıcı.
Translate from turco to inglés
Ailem aptal şeyler hakkında tartışmayı sürdürüyor. Bu çok can sıkıcı!
Translate from turco to inglés
Arkadaşlarım her zaman benim sakin olduğumu söyler fakat ailem her zaman can sıkıcı olduğumu söyler.
Translate from turco to inglés
Jane çok sıkıcı bir hafta sonu geçirdi.
Translate from turco to inglés
Sanırım Chris'in ne kadar can sıkıcı olduğu hakkında düşünerek başım ağrıyor.
Translate from turco to inglés
Ben gerçekten sıkıcı mıydım?
Translate from turco to inglés
Bu video sıkıcı.
Translate from turco to inglés
Bu roman sıkıcı.
Translate from turco to inglés
Kitabı sıkıcı buldum.
Translate from turco to inglés
Bugün sıkıcı bir gün.
Translate from turco to inglés
Benim görevim donuk ve sıkıcı.
Translate from turco to inglés
Sanırım onun romanı sıkıcı.
Translate from turco to inglés
O, filmi çok sıkıcı buldu.
Translate from turco to inglés
Bugün sıkıcı bir gündür.
Translate from turco to inglés
TV bugün sıkıcı.
Translate from turco to inglés
O, can sıkıcı bir soru.
Translate from turco to inglés
Kokteyl partileri sıkıcı olabilir.
Translate from turco to inglés
Bu sıkıcı hayata razı olamam.
Translate from turco to inglés
Doğruyu söylemek gerekirse, onun dersi sıkıcı.
Translate from turco to inglés
Tom golf sever ama Mary onun yavaş ve sıkıcı olduğunu düşünüyor.
Translate from turco to inglés
Basketbolla karşılaştırıldığında, beyzbolun biraz yavaş ve sıkıcı olabileceği düşünülebilir.
Translate from turco to inglés
Bu yazılımın nasıl çalıştığını anlamaya çalışmak sıkıcı.
Translate from turco to inglés
Toplu taşıma aracı ile oraya gitmek can sıkıcı.
Translate from turco to inglés
Bunu yapmak can sıkıcı olabilir fakat onu yapmak zorundayız.
Translate from turco to inglés
Hayatım boyunca en sıkıcı geziydi.
Translate from turco to inglés
Bütün erkek çocukları Carol'un sıkıcı bir kişi olduğunu düşünüyordu.
Translate from turco to inglés
Bu sıkıcı oyunu izlemekten usandım.
Translate from turco to inglés
Öylesine sıkıcı bir konuşmaydı ki uyuyakaldım.
Translate from turco to inglés
Bu sıkıcı.
Translate from turco to inglés
Ne can sıkıcı!
Translate from turco to inglés
İşim sıkıcı.
Translate from turco to inglés
Okul sıkıcı.
Translate from turco to inglés
Bu çok sıkıcı.
Translate from turco to inglés
Kaliforniya sıkıcı.
Translate from turco to inglés
O izlemek için sıkıcı.
Translate from turco to inglés
O gerçekten sıkıcı mıydı?
Translate from turco to inglés
O hakikaten sıkıcı mıydı?
Translate from turco to inglés
İnsanlar hafta sonunda ne yaptıkları hakkında sık sık yalan söylerler. Böylece arkadaşları onların gerçekten ne kadar sıkıcı olduklarını fark etmez.
Sıkıcı bölümleri geç.
Dün bir tanrı oldum, fakat bunu biraz sıkıcı buldum ki bugün bir şeytan oldum.
Bu film gerçekten çok sıkıcı - en iyi sahnesi film bitince olacak.
Tom'un ne kadar sıkıcı olduğunu fark etmedim.
Sizi çok sıkıcı buluyorum.
Sıkıcı olmak istemiyorum. Hem eğlenmek hem çalışmak hem de faydalı olmak istiyorum. Başarabilir miyim?
Bu sıkıcı olmayacak.
O çok can sıkıcı.
Sizce de sıkıcı bir dünya değil mi ?
Çok sıkıcı.
Gerçekten sıkıcı.
Can sıkıcı olmayın.
Tom sıkıcı değil.
Oyunların sıkıcı ve modası geçmiş.
Film sıkıcı.
Ne sıkıcı!
Ne sıkıcı.
Sıkıcı olduğunu hiç söylemedim.
Bu cümle sıkıcı.
O dersin ne kadar sıkıcı olacağı hakkında seni uyardım.
Bu çok can sıkıcı.
Bu can sıkıcı olmalı.
Neden geleneksel dil dersleri bu kadar sıkıcı?
Tom'un sıkıcı olduğunu düşünüyor musun?
Biz saatlerce konuşabiliriz ve asla sıkıcı olmaz.
Bir sonraki buluşmamız için daha sessiz, hatta sıkıcı bir yeri tercih ederim.
Bir süre sonra sıkıcı olur.
Hikayen sıkıcı.
Tom hayatının sıkıcı olduğunu düşünüyor.
Saçma konuşma, işim çok sıkıcı!
Umarım çok sıkıcı değildi.
O sıkıcı bir adam.
Kadınlar niçin böyle can sıkıcı varlıklardır.
Sürekli din tartışmaları ve politika tartışmaları yapmak sıkıcı.
Sıkıcı bir roman okudu.
Çok can sıkıcı.
O filmi çok sıkıcı buldu.
Yaşamımın sıkıcı olduğunu sanmıyorum.
Arkadaşlarım, çok çekingen olduğumu söylerler iken; ailem ise hep, çok sıkıcı olduğumu iddia eder.
Bazı can sıkıcı şeyleri yapmak mı istiyoruz?
Ne can sıkıcı bir çocuk!
O inanılmaz sıkıcı.
Sana konserin sıkıcı olduğunu söyledim. Neden bana inanmadın?
Gerçek bir yalandan daha can sıkıcı olabilir.
Tom sıkıcı olduğumu söyledi.
Bu biraz sıkıcı.
Tom çok can sıkıcı.
Tüm bu filmler sıkıcı.
Aslında matematik hiç de sıkıcı değildir.
Anne ve babasını can sıkıcı buluyor.
O sıkıcı değil mi?
Bu biraz can sıkıcı.