Learn how to use sıkıca in a turco sentence. Over 64 hand-picked examples.
O, kolumu sıkıca kavradı.
Translate from turco to inglés
O kolunu sıkıca kavradı.
Translate from turco to inglés
O, elimden sıkıca tuttu.
Translate from turco to inglés
O, elimi kavradı ve onu sıkıca tuttu.
Translate from turco to inglés
O onu sıkıca tuttu.
Translate from turco to inglés
Ben ona sıkıca sarıldım.
Translate from turco to inglés
O, dalı sıkıca tuttu.
Translate from turco to inglés
İpi sıkıca tuttum böylece düşmedim.
Translate from turco to inglés
O, onun arkasından kapıyı sıkıca kapattı.
Translate from turco to inglés
O, onu sıkıca tuttu ve gitmesine asla izin vermedi.
Translate from turco to inglés
O, sıkıca elime tutundu.
Translate from turco to inglés
Tenis raketini sıkıca kavradı.
Translate from turco to inglés
Dudaklarını sıkıca birbirine bastırdı.
Translate from turco to inglés
Onu sıkıca tuttu ve hiç bırakmak istemedi.
Translate from turco to inglés
Beni sıkıca kucakladı.
Translate from turco to inglés
Birbirlerine sıkıca sarıldılar.
Translate from turco to inglés
Oyunu oynayanlar yuvarlak oluşturacak şekilde (bacak ve ayakların konumu ters v seklinde) oturur ve sıkıca kenetlenirler. Ortaya bir ebe geçer. Eller bacakların altında olur ve bir havlu (ucu bağlanarak topuz haline getirilmiş) elden ele bacakların altında gezdirilir. Ebe olan bacakların arasından o havluyu almaya (bulmaya) çalışır. Tabi bu arada herkes sallanmakta ve pisi pisi demekte ve çeşitli şekillerde bağırmaktadırlar. Havluyu, uygun konumu bulan, ebenin sırtına hızlıca vurur ve tekrar alta verir ve havlu gezdirilir. Havluyu ebe kimin altında yakalarsa o kişi ebe olur ve ortaya geçer.
Translate from turco to inglés
Beni öldürene kadar sıkıca kucakladın.
Translate from turco to inglés
Taze su çeşmeden doldurulduktan sonra kapağı sıkıca kapatıldı.
Translate from turco to inglés
Bisikletin pedallarına sıkıca asılıyordu.
Translate from turco to inglés
Ben ona sıkıca sarılıp ağladım.
Translate from turco to inglés
Tom Mary'yi kollarında sıkıca tuttu.
Translate from turco to inglés
Tom gözlerini sıkıca kapattı.
Translate from turco to inglés
Tom'un elleri sıkıca yumruk haline getirildi.
Translate from turco to inglés
Kapı sıkıca kapalı.
Translate from turco to inglés
Gitmeden önce kapıyı sıkıca kapatın.
Translate from turco to inglés
Tom Mary'ye sıkıca sarıldı.
Translate from turco to inglés
Tom Mary'yi sıkıca tuttu.
Translate from turco to inglés
Tom'a sıkıca sarıldım.
Translate from turco to inglés
İpe sıkıca tutunarak karaya güvenli bir şekilde geldim.
Translate from turco to inglés
Mary kollarını sıkıca göğsüne sardı.
Translate from turco to inglés
Tom Mary'ye sıkıca sarıldı ve onun gitmesine asla izin vermek istemedi.
Translate from turco to inglés
O, elimi sıkıca tuttu ve bıraktı.
Translate from turco to inglés
Linda, Dan'ın onu sıkıca kucaklamasını istedi.
Translate from turco to inglés
O genellikle sıkıca kapalı kapılar ardında çalışır.
Translate from turco to inglés
O ellerini sıkıca kulakları üzerinde tuttu.
Translate from turco to inglés
Tırabzanı sıkıca tutun.
Translate from turco to inglés
Onların hikayeleri sıkıca birbirine geçer.
Translate from turco to inglés
Düşmemek için ipe sıkıca sarıldım.
Translate from turco to inglés
Lütfen sıkıca ısır.
Translate from turco to inglés
Küçük çocuk caddeyi geçerken annesinin elini sıkıca tuttu.
Translate from turco to inglés
Mary bana sıkıca sarıldı ve yanağımdan öptü.
Translate from turco to inglés
Onlar battaniyelerin altında sıkıca sarınıp yattılar.
Tom ve Mary sıkıca sarıldılar.
Tom kollarını Mary'nin etrafına koydu ve ona sıkıca sarıldı.
Sıkıca-örülmüş halılar genellikle daha değerlidir.
O sıkıca benim elimi tuttu.
Tom Mary'nin ellerini aldı, ve onları sıkıca tuttuç
Sıkıca vidalayın.
İki parça birlikte sıkıca yapıştırıldı.
Tom Mary'nin kolunu sıkıca tuttu.
Halatı sıkıca tutun.
Sıkıca tutunmaya çalış.
Bunu sıkıca tutmaya çalış.
Her iki ayağını da yerde sıkıca tut.
Tom ve ben sıkıca sarıldık.
Tom elimi sıkıca tuttu.
Artık öyle bir yaşa geldim ki, hayatı oyun olarak algılamıyorum. Bugün hayallerimi daha sessiz, daha bilinçli ve daha dikkatli kuruyorum. Eğer insanlar duygularıma saygı göstermiyor ve dikkat etmiyorlarsa, onlara yol vereceğim. Yalan yanlış Dostluklar için dilenmeyeceğim ve onlara sıkıca tutunmayacağım. Artık başkalarının bir karara varmalarını beklemeyeceğim, aksine kendi kararlarımı vereceğim. Çok şeye sahip değilim ama bir yüreğim, duygularım ve gururum var.
Tom, Mary'ye sıkıca sarıldı ve bir öpücük verdi.
Bana sıkıca sarıl.
Pencereleri sıkıca kapat lütfen.
Gel de şöyle her şey geçecekmiş gibi bir sıkıca sarılayım sana.
Birbirimizi sıkıca tuttuk.
Halatı sıkıca tut.