Mate logo
Menú
Aplicaciones
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogCentro de AyudaContacto
Aplicaciones

iPhone + iPad

Centro de Ayuda, notas de publicación, Descarga

Mac + Safari

Centro de Ayuda, notas de publicación, Descarga

Google Chrome

Centro de Ayuda, Descarga

Mozilla Firefox

Centro de Ayuda, Descarga

Opera

Centro de Ayuda, Descarga

Microsoft Edge

Centro de Ayuda, Descarga
Soporte
DescargaCentro de AyudaIdiomas compatiblesPedir un reembolsoRestablecer la contraseñaRestablecer los códigos de seriePolítica de privacidad
CONTACTO
ContactoTwitterBlog
Idioma del sitio
servicios gratuitos
Traductor webConjugador de verbosBuscador de artículos en alemánUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Menú
Aplicaciones
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogCentro de AyudaContacto
Aplicaciones

iPhone + iPad

Centro de Ayuda, notas de publicación, Descarga

Mac + Safari

Centro de Ayuda, notas de publicación, Descarga

Google Chrome

Centro de Ayuda, Descarga

Mozilla Firefox

Centro de Ayuda, Descarga

Opera

Centro de Ayuda, Descarga

Microsoft Edge

Centro de Ayuda, Descarga
Soporte
DescargaCentro de AyudaIdiomas compatiblesPedir un reembolsoRestablecer la contraseñaRestablecer los códigos de seriePolítica de privacidad
CONTACTO
ContactoTwitterBlog
Idioma del sitio
servicios gratuitos
Traductor webConjugador de verbosBuscador de artículos en alemánUsage examplesWordsDefinitionIdioms

turco example sentences with "sevdiği"

Learn how to use sevdiği in a turco sentence. Over 100 hand-picked examples.

Sevdiği genç onunla konuşmak için geldiğinde, o telaşlandı.
Translate from turco to inglés

O, filmleri çok sevdiği için, izleyebildiği kadar çok sayıda film izler.
Translate from turco to inglés

Mary'nin onu ne kadar çok sevdiği hakkında Tom'un herhangi bir fikri yok.
Translate from turco to inglés

Alkollü içkileri her gün içmek istemiyordu. Fakat bira onun sevdiği içkisidir, bu yüzden o her gün alkolsüz bira içiyor.
Translate from turco to inglés

Onun sevdiği eğlenceler avcılık ve golf.
Translate from turco to inglés

Roger Miller radyoda dinlediği müziği sevdiği için şarkılar yazmaya başladı.
Translate from turco to inglés

O, bu seçim için uzun ve aşırı düşündü. Sevdiği ülke için çok uzun ve aşırı düşündü.
Translate from turco to inglés

Kız kardeşimin en sevdiği Soseki'dir.
Translate from turco to inglés

Tom, en sevdiği şarkıyı söylemeye başladı ve Mary onunla birlikte söylemeye başladı.
Translate from turco to inglés

Tom, Mary'nin sevdiği tür müzikleri dinlemekten bıktı.
Translate from turco to inglés

Tom sevdiği bir iş buldu.
Translate from turco to inglés

Tom maaşının yarısını sevdiği hayır kurumuna bağışlıyor.
Translate from turco to inglés

Mary'nin onu sevdiği kadar çok Tom Mary'yi sevmiyordu.
Translate from turco to inglés

Tom isimsiz bir şekilde sevdiği hayır kurumuna bir milyon dolar yardımda bulundu.
Translate from turco to inglés

Nicole onun sevdiği şarkıcının öldüğünü duyunca, gözyaşlarına boğuldu.
Translate from turco to inglés

Chris onun en sevdiği kızı, Kate'i gördü, Beth ile özel görüşüyordu.
Translate from turco to inglés

Onun onu sevdiği söylenilmektedir.
Translate from turco to inglés

Onun sevdiği sensin, ben değil.
Translate from turco to inglés

En sevdiği yemek ringo havyarıydı.
Translate from turco to inglés

Pizza çocuğun en sevdiği yemektir.
Translate from turco to inglés

Sevdiği gibi yapmasına izin vereceğim.
Translate from turco to inglés

Neredeyse her gün alkolsüz bira içiyor çünkü bira onun en sevdiği içecek fakat her gün alkol içmek istemiyor.
Translate from turco to inglés

Laurie, en sevdiği restorana yemek yemeye gitti.
Translate from turco to inglés

Tom'un yemeyi sevdiği tek balık somondur.
Translate from turco to inglés

Bu beni sevdiği içindir.
Translate from turco to inglés

O öldü ve çok sevdiği çocuklarını geride bıraktı.
Translate from turco to inglés

Tom'un sevdiği kahve kupasını çaldım.
Translate from turco to inglés

Tom'un sevdiği yemeklerden biri domates çorbası ile ızgarada pişirilmiş peynirli sandviç.
Translate from turco to inglés

Dondurma Tom'un sevdiği yiyecektir.
Translate from turco to inglés

Herkesin sevdiği kendine güzel.
Translate from turco to inglés

Arkadaşlarımın hepsi beni sevdiği için mi öyle davrandı?
Translate from turco to inglés

İstanbul, onun en çok sevdiği şehirdir.
Translate from turco to inglés

Herkesin sevdiği kendine güzel değil midir?
Translate from turco to inglés

Tuzlu krakerler çocukların en sevdiği abur cuburdu.
Translate from turco to inglés

Onu en sevdiği yemekle teselli ettim.
Translate from turco to inglés

Tom Mary'nin kendisinin onu sevdiği kadar çok onu sevip sevmediğini merak ediyordu.
Translate from turco to inglés

Tom sevdiği bir iş bulamadı.
Translate from turco to inglés

Ebeveynlerinin sevdiği gibi aynı tür müziği seviyor musun?
Translate from turco to inglés

Tom'un yüzmeyi neden çok sevdiği hakkında hiçbir fikrim yok.
Translate from turco to inglés

Tom neredeyse kayak yapmayı sevdiği kadar yüzmeyi de seviyor.

Tom en sevdiği oyuncağını kaybetti.

Mary hayvanları sevdiği için veteriner olmak istiyor.

Tom sevdiği film posterleri ile duvarını dekore etti.

Tom Mary'nin şu ana kadar sevdiği tek erkek.

En sevdiği hobi için vakti vardı.

Tom'un en sevdiği yemeğin ne olduğunu merak ediyorum.

Bana veda hediyesi olarak en sevdiği kitabı verip Osaka'ya taşındı.

Kuşların vatanı ormandır, balıkların nehir, arıların çiçekler ve Çin de küçük çocukların vatanıdır. Biz çocukluğumuzdan beri vatanımızı kuşların ormanı, balıkların nehri, arıların çiçekleri sevdiği gibi seviyoruz.

Onun onu sevdiği çok açık.

Oleg, biri onu sevdiği için mutlu.

Herkesin sevdiği programlama dili hangisi?

Onun beni sevdiği apaçık.

Onun beni sevdiği besbelli.

Onun en sevdiği renk nedir?

Tom'un şimdiye kadar gerçekten sevdiği tek kız Mary idi.

Emily en sevdiği televizyon programını izliyor.

O, Tom'un en sevdiği renkti.

Tom'un en sevdiği film "Brokeback Mountain"dır.

Melanie en sevdiği kitabı okuyor.

Tom sevdiği şeyi yapıyordu.

Tom'un en sevdiği şarkı Vangelis'in Ateş Arabalarıdır.

Sevdiği şeyi yapmasından onu alıkoyamazsın.

İlkbahar Lucy'nin en çok sevdiği mevsim.

Tom'un beni sevdiği çok açık.

İnsanların birbirini sevdiği bir dünyada yaşamak istiyorum.

İnsanların birbirini sevdiği bir dünyada yaşamayı hayal ediyorum.

En sevdiği kazağını kaybetti.

Tom'un en sevdiği şey yemek pişirmeydi.

Tom'un yapmak için en sevdiği şey yemek pişirmeydi.

Tom'un en sevdiği renk nedir?

Tom'un en sevdiği kokteyl nedir?

En sevdiği svetşörtünü kaybetti.

Tom en sevdiği film hangisi?

Tom'un en sevdiği yemek hangisi?

Tom'un en sevdiği yemeğin ne olduğunu biliyor musun?

Tom'un en sevdiği renk mavidir.

Bu denli sevdiği işini kaybetmesi Meryem'e büyük bir darbe oldu.

Tom onu sevdiği için mutluyum.

Tom onu çok sıcak olan suda yıkayarak en sevdiği gömleğini mahvetti.

Tom'un Boston'da burada olmayı sevdiği açık.

Onun en sevdiği milli park nedir?

Tom en sevdiği kalemi kaybetti.

Onun beni sevdiği aklımın ucundan geçmedi.

Tom en sevdiği video oyunu dünyası hakkında gerçek dünya hakkında bildiğinden daha fazla biliyor.

Biyoloji Tom'un en sevdiği ders değil.

Tom Mary'nin sevdiği aynı tür şeyleri seviyor.

Tom Mary'nin sevdiği aynı tür müziği sevmiyor.

Tom'un akşam yemeğinden sonra yapmayı sevdiği tek şey TV izlemektir.

Tom Boston'da sevdiği bir iş bulamadı bu yüzden Şikago'ya taşındı.

Tom'un sevdiği bir işi olmasını istiyorum.

Tom annesinin sevdiği şarkıyla gösteriye başladı.

Eugenia yüzü temizlemek ve cildi korumak için en sevdiği yağları bizimle paylaştı.

"Tanrıların sevdiği insan genç ölür", demiş eskiler.

Tom sevdiği herhangi bir yere gidebilir.

Tom'un sevdiği aynı şeyleri seviyor musun?

İp atlamak, kızımın en sevdiği şeydir.

Bu tam Tom'un onu sevdiği tarz.

Tom'un en sevdiği film Dumbo'dur.

Zorbalık Dan'ın en sevdiği hobidir.

Ogai onun en sevdiği yazardır.

Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés
Translate from turco to inglés