Learn how to use ufak in a turco sentence. Over 100 hand-picked examples.
Ufak tefek şeylerle beni rahatsız etmeyin.
Translate from turco to inglés
Böyle ufak tefek şeylere üzülmene gerek yok.
Translate from turco to inglés
O en ufak bir şeye darılıyor, ona söylediğimiz yaklaşık her şeye itiraz ediyor.
Translate from turco to inglés
En ufak mutluluğu bile çekemiyorum.
Translate from turco to inglés
Ufak tefek şeyler olur.
Translate from turco to inglés
Şu andan itibaren en ufak ayrıntıya dikkat etmelisin.
Translate from turco to inglés
Son zamanlarda söylediği en ufak şeye bile sinirlenir oldum.
Translate from turco to inglés
Ne yapacağıma dair en ufak bir fikrim yok.
Translate from turco to inglés
Aktörlerin yaşı gerçekten ufak mı?
Translate from turco to inglés
Planında ufak bir değişiklik oldu mu olmadı mı yoksa yeni bir plan mı hazırlıyorsun?
Translate from turco to inglés
O yumuşak kilden ufak bir heykel yaptı.
Translate from turco to inglés
Senin en ufak yanlışın herkesi sıkıntıya sokabilir.
Translate from turco to inglés
Evimin önünde ufak bir bahçe var.
Translate from turco to inglés
Tom, Boston'dan çok uzak olmayan ufak bir kentte doğdu.
Translate from turco to inglés
Kız kardeşim ve ben tatilde Fuji Dağı'nın dibindeki ufak bir köyde kaldık.
Translate from turco to inglés
En ufak bir merhametten bile yoksundur.
Translate from turco to inglés
En ufak bir şüphe olmadan, rüya daha önceki hayattan bir hatıraydı.
Translate from turco to inglés
Aslında, ufak bir şikayetim var.
Translate from turco to inglés
Kazanmak için ufak bir şansımız var.
Translate from turco to inglés
Tom, Park Caddesinde ufak bir ev satın almak istiyor.
Translate from turco to inglés
Ufak detaylar hakkında endişelenme.
Translate from turco to inglés
Tom ufak tefek, değil mi?
Translate from turco to inglés
Senin için ufak bir hediyem var.
Translate from turco to inglés
Sana ufak bir hediyem var.
Translate from turco to inglés
Senden, ufak bir iyilik isteyeceğim.
Translate from turco to inglés
En ufak bir fikrim bile yok.
Translate from turco to inglés
Planlarla ilgili ufak bir değişiklik var.
Translate from turco to inglés
Benim hakkımda en ufak bir şey bile bilmiyorsun.
Translate from turco to inglés
Tom ufak tefek işleri yapmak için istekli.
Translate from turco to inglés
Tom benim için bazı ufak tefek işler yaptı.
Translate from turco to inglés
Onaylanmamız için en ufak bir şans var mı?
Translate from turco to inglés
O, hayatımda şimdiye kadar gördüğüm en ufak hamam böceğiydi.
Translate from turco to inglés
Ne kazandığın patronun maaşı ile karşılaştırıldığında ufak tefek şey.
Translate from turco to inglés
Tom'un ufak bir penisi var.
Translate from turco to inglés
Tom ufak bir penise sahip.
Translate from turco to inglés
Hadi ilk olarak büyük resme odaklanmayı deneyelim. Daha sonra ufak ayrıntılarla ilgilenebiliriz.
Translate from turco to inglés
Ufak ayrıntılar üzerinde fazla duruyorsun.
Translate from turco to inglés
Sen, ufak ayrıntılar üzerinde fazla duruyorsun.
Translate from turco to inglés
Ufak ayrıntılar üzerinde fazla duruyorsunuz.
Translate from turco to inglés
Sergi ufak bir skandala neden oldu.
Translate from turco to inglés
Ne yapacağıma dair en ufak bir fikrim yoktu.
Translate from turco to inglés
Tom ufak bir kazaya karıştı.
Translate from turco to inglés
Ben ufak bir kasabada büyüdüm.
Translate from turco to inglés
En ufak bir ipucum yok.
Translate from turco to inglés
En ufak bir fikrim yok.
Translate from turco to inglés
Burada ufak bir sorunumuz var.
Bu tür şeylere en ufak bir ilgi duymuyorum.
Bütün sabah bahçede ufak tefek işler yaptım.
Tom bazı ufak meyveler topladı ve onları yedi.
Bilgisayarımın nasıl çalıştığına dair en ufak bir fikrim yok.
Tanıdıklar arasında, en ufak ipuçlarının her biri neler olup bittiğini bilmek için yeterlidir.
O ufak bir adam.
Küçükken ufak bir köpeğim vardı.
Tom en ufak bir eleştiri izine kızar.
Dan ufak yaralarla kurtuldu.
Onun odası çok ufak.
Ufak ayrıntılar üzerinde durma.
Dünyada oluşan en ufak şey bile daima muhteşem bir tesadüfün sonucudur.
Tom en ufak şeye bile üzülür.
Tom en ufak bir şeye gücenir.
Tom en ufak bir şeye küser.
En ufak şüphe olmadan!
O en ufak şeye sinirlenir.
Oda ufak tefek şeylerle dolu.
Ufak bir çocuk gibi davranıyorsun.
Onun planlarına en ufak bir ilgi duymuyorum.
Onun başarılı olacağına dair ufak bir umut var.
Ufak bardağını kullan.
Pierrette'nin ölümüyle ilgili olanların en ufak pişmanlıkları yoktu.
Onun bir baş ağrısı olduğunda, en ufak ses onu rahatsız eder.
En ufak bir tereddüt göstermeden, kendi arabasını sattı.
İşe giderken ufak çaplı bir trafik kazası geçirdim.
Tom ufak yaralar aldı.
Tom'un konuştuğu konuda en ufak bir fikrim yok.
Tom'un, Mary'nin neden bahsettiği hakkında en ufak bir fikri yoktu.
Bu ne anlama geliyor? En ufak bir fikrim yok.
Büyük sözleri bekleme, ufak bir jest yeter.
Oğlan en ufak bir şey bile söyleyemiyor.
Kocaman bir dünyanın ufacık bir parçasısın sen. Sadece ufacık bir nokta, belki de daha ufak ama yine de dünya sensiz boş olurdu. İyi ki varsın.
Ne olup bittiği hakkında en ufak bir fikrim dahi yok.
Ufak at da civcivler yesin.
Ufak at.
Ufak bir sorun bu.
Tom işini niçin bıraktı, en ufak bir fikrim yok.
Onlar bir ufak bozuştular.
Onun aldığı rol çok ufak, ismi jenerikte bile geçmiyor.
En ufak bir şeyden alınıyor.
Bunu yapmak için yaşım daha çok ufak.
Ali tehlikeyi fark edince ufak ufak uzaklaştı.
Ufak bir kaza geçirdim.
En ufak bir kaygı gözetmeksizin tehlikeye atılırdı.
Neye ihtiyacım olduğuna dair en ufak bir fikrin yok.
“Sen ne yapıyorsun Kay?” diye bağırdı ufak kız.
Cihazın ekranında ufak bir çatlak olup kullanıma engel değildir.
Ufak bir kuş kartala kafa tuttu.
Bunlar iyi işlemesi gereken ufak çarklar.
Yerli muzlar daha ufak oluyor.
Bazen ufak hataları olan cümleleri haber vermeden düzeltiyorum.
Dükkânın cirosunun çoğu sürümü çok olan ufak tefek şeylerden geliyor.
Zengin olunca yapacağın ufak şımarıklıklar neler?