Mate logo
Accueil
Applications
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogCentre d'assistanceContact
Applications

iPhone + iPad

Centre d'aide, notes de version, Télécharger

Mac + Safari

Centre d'aide, notes de version, Télécharger

Google Chrome

Centre d'aide, Télécharger

Mozilla Firefox

Centre d'aide, Télécharger

Opera

Centre d'aide, Télécharger

Microsoft Edge

Centre d'aide, Télécharger
Support
TéléchargerCentre d'aideLangues prises en chargeDemander un remboursementRestaurer le mot de passeRestaurer les codes sériePolitique de confidentialité
RESTEZ EN CONTACT
ContactTwitterBlog
Langue du site
services gratuits
Traducteur webConjugueur de verbesRecherche Der Die DasUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Accueil
Applications
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogCentre d'assistanceContact
Applications

iPhone + iPad

Centre d'aide, notes de version, Télécharger

Mac + Safari

Centre d'aide, notes de version, Télécharger

Google Chrome

Centre d'aide, Télécharger

Mozilla Firefox

Centre d'aide, Télécharger

Opera

Centre d'aide, Télécharger

Microsoft Edge

Centre d'aide, Télécharger
Support
TéléchargerCentre d'aideLangues prises en chargeDemander un remboursementRestaurer le mot de passeRestaurer les codes sériePolitique de confidentialité
RESTEZ EN CONTACT
ContactTwitterBlog
Langue du site
services gratuits
Traducteur webConjugueur de verbesRecherche Der Die DasUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "ayırmak" in Turc

unknown

  1. bitişik, bir arada ya da yan yana olan şeyleri birbirinden uzaklaştırmak.

    • Yapışık ikizleri ayırmak için ameliyat gerekiyordu
  2. bir bütünü bölme işlemine uğratmak.

    • Ekmeği eliyle dörde ayırdı
  3. bir şeyi birine saklamak.

    • Pastanın birazını çocuğa ayırmak istedi
  4. bir şeyi ya da bir yeri birine ya da bir şeye özgülemek.

    • Küçük odayı konuğa ayırdılar. Parayı alacağı kitaplara ayırmak gerekmişti
  5. bir yeri bir engelle bölmek.

    • Odayı bir paravanayla ikiye ayırdık, iki kişi yatar oldu
  6. seçme işlemi yapmak.

    • Okuyacağım kitapları ayırmak zaman aldı
  7. nitelikten anlamak.

    • Çalışanı çalışmayandan ayırmak gerekir
  8. dövüşmeye, kavgaya engel olmak.

    • Kavgacıları ayırmak kolay olmadı
  9. kişiler arasındaki anlaşmayı, uzlaşmayı bozmak.

    • Dostları ayırmak için dedikoduya başladı
  10. eşit biçimde davranmamak, ayrı davranmak, birbirinden ayrı tutmak.

    • Dostlarımı ayırmak bana göre değildir