Mate logo
Accueil
Applications
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogCentre d'assistanceContact
Applications

iPhone + iPad

Centre d'aide, notes de version, Télécharger

Mac + Safari

Centre d'aide, notes de version, Télécharger

Google Chrome

Centre d'aide, Télécharger

Mozilla Firefox

Centre d'aide, Télécharger

Opera

Centre d'aide, Télécharger

Microsoft Edge

Centre d'aide, Télécharger
Support
TéléchargerCentre d'aideLangues prises en chargeDemander un remboursementRestaurer le mot de passeRestaurer les codes sériePolitique de confidentialité
RESTEZ EN CONTACT
ContactTwitterBlog
Langue du site
services gratuits
Traducteur webConjugueur de verbesRecherche Der Die DasUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Accueil
Applications
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogCentre d'assistanceContact
Applications

iPhone + iPad

Centre d'aide, notes de version, Télécharger

Mac + Safari

Centre d'aide, notes de version, Télécharger

Google Chrome

Centre d'aide, Télécharger

Mozilla Firefox

Centre d'aide, Télécharger

Opera

Centre d'aide, Télécharger

Microsoft Edge

Centre d'aide, Télécharger
Support
TéléchargerCentre d'aideLangues prises en chargeDemander un remboursementRestaurer le mot de passeRestaurer les codes sériePolitique de confidentialité
RESTEZ EN CONTACT
ContactTwitterBlog
Langue du site
services gratuits
Traducteur webConjugueur de verbesRecherche Der Die DasUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Definition of "kaynamak" in Turc

nesnesiz (nesne almayan) eylem

  1. (sıvılar için) sıcaklığı belli bir dereceye erişince buhar durumuna geçerek fokurdamaya başlamak.

    • Çay suyu kaynamış, demleyelim
  2. (içinde bir sıvı bulunan kap ya da bir sıvının içinde bulunan şey) ateş üstünde fokur fokur etmek, bu tür bir ses çıkarmak.

    • Tencere kaynıyor. Reçel kaynıyor
  3. (yemekler için) haşlanmak, pişmek.

    • Tencerede çorba kaynamaktaydı
  4. (su, petrol vb.) yerden çıkmak, fışkırmak.

    • Derenin içinde bir pınar kaynıyordu
  5. (mide için) ekşimek.

    • Midem kaynıyor
  6. (yara için) iyileşmek, kapanmak.

  7. (metal parçaları ya da kırık, çatlak kemik için) birbirine yapışmak ya da eski durumunu almak.

  8. (mayalı bir şey için) kabarıp köpürmek.

  9. (bir yerde bir şey) çok sayıda bulunmak, pek çok olmak.

    • Derede balık kaynıyordu
  10. çalkantı durumunda bulunmak, dalgalanmak.

    • Deniz kaynıyor
  11. (bitki aşısı için) tutmak.

    • Aşı kaynamış
  12. hareket durumunda olmak, coşmak, deprenmek.

    • Küçük oğlan kaynıyor, odaları altüst ediyordu
  13. (hava) çok sıcak olmak.

    • Sokağa çıkma, ortalık kaynar bu saatte
  14. bir yerde huzursuzluk, tedirginlik olmak.

    • Parti kaynıyor, ayrılanlar olacaktır
  15. istenildiği gibi olmamak, gerçekleşmemek, boş geçmek, yapılmamak.

    • Bugün iki ders kaynadı
  16. kimin aldığı, nereye gittiği, kimde kaldığı bilinmemek, arada yitip gitmek, yok olmak.

    • Tutanağı herkese imzalatırken bizim kalem kaynadı
  17. (olay) unutulmak, küllenmek.

  18. kim vurduya gitmek, öldürülmek.

    • Terörde nice canlar kaynayıp gitti