Learn how to use ölümcül in a Turc sentence. Over 88 hand-picked examples.
Mızrağın ucu, ölümcül bir zehire batırıldı.
Translate from Turc to Anglais
Bu hastalıkların yaklaşık üçte biri tedavi edilebilir fakat diğerleri ciddi, hatta ölümcül olabilir.
Translate from Turc to Anglais
Güçlü yen şirket için ölümcül bir darbeydi.
Translate from Turc to Anglais
Ölümcül bir hastalığa kurban gitti.
Translate from Turc to Anglais
Ölümcül olabilir.
Translate from Turc to Anglais
O ölümcül olabilir.
Translate from Turc to Anglais
En küçük hata ölümcül bir felakete götürebilir.
Translate from Turc to Anglais
Dedem bu yıl ölümcül bir kansere yenik düştü.
Translate from Turc to Anglais
Tom ölümcül.
Translate from Turc to Anglais
Ölümcül mü?
Translate from Turc to Anglais
Hayat ölümcül,cinsel,taşınan bir hastalıktır.
Translate from Turc to Anglais
Tom ölümcül şekilde yaralandı.
Translate from Turc to Anglais
Etkili antibiyotikler olmadan, herhangi bir ameliyat, küçük olanı bile, ölümcül olabilir.
Translate from Turc to Anglais
O, barbilerden ölümcül düzeyde korkardı.
Translate from Turc to Anglais
Sigara içmek ölümcül olabilir.
Translate from Turc to Anglais
En ölümcül kazalar evde olur.
Translate from Turc to Anglais
Yedi ölümcül günah şunlardır: kibir, kıskançlık, açgözlülük, öfke, şehvet düşkünlüğü, oburluk ve tembellik.
Translate from Turc to Anglais
Hristiyan dinine göre yedi ölümcül günahın isimlerini ezberden okuyabilir misin?
Translate from Turc to Anglais
Uyuşukluk ya da tembellik yedi ölümcül günahtan biridir.
Translate from Turc to Anglais
Yaraları ölümcül görünüyor.
Translate from Turc to Anglais
Sen ölümcül bir hata yaptın.
Translate from Turc to Anglais
Çoğu denizanası sokmaları ölümcül değil ama çoğu yine de oldukça ağrılıdır.
Translate from Turc to Anglais
Kıskançlık yedi ölümcül günahtan biridir.
Translate from Turc to Anglais
Suyu ölçüsüz ve aşırı miktarda içmek "su zehirlenmesi" ile sonuçlanabilir, potansiyel olarak ölümcül bir durum.
Translate from Turc to Anglais
Tom ölümcül yaralıydı.
Translate from Turc to Anglais
Ölümcül düşmanlar ölümsüz dostlardır.
Translate from Turc to Anglais
Genç kadın ölümcül bir hastalıkla cebelleşiyordu, kalbi umut doluydu.
Translate from Turc to Anglais
Tom ölümcül kanseri olduğunu bilmiyordu.
Translate from Turc to Anglais
Amerika'nın en ölümcül şehridir.
Translate from Turc to Anglais
O ölümcül olurdu.
Translate from Turc to Anglais
Tom ölümcül bir plan kurdu.
Translate from Turc to Anglais
Tom ölümcül bir biçimde yaralandı.
Translate from Turc to Anglais
O ölümcül bir zehirdir.
Translate from Turc to Anglais
Bu haberi duyduğunda Tom ölümcül bir kalp krizi geçirdi.
Translate from Turc to Anglais
Tom ölümcül silahla saldırıdan mahkum edildi.
Translate from Turc to Anglais
Dan karısı Linda'nın ölümcül derecede hasta olduğu konusunda bilgilendirildi.
Translate from Turc to Anglais
Bu ölümcül sonuçlar doğurabilir.
Translate from Turc to Anglais
O ölümcül bir biçimde yaralıydı.
Translate from Turc to Anglais
Bütün yolcular ölümcül tehlikedeler.
Translate from Turc to Anglais
Bu, bizim şehrimizde bilinen en ölümcül banka soygunudur.
Translate from Turc to Anglais
Ölümcül hatalar dikkatsizlikten ortaya çıkar.
Translate from Turc to Anglais
Tom ölümcül derecede hasta.
Translate from Turc to Anglais
Kuduz yeryüzündeki en ölümcül hastalıktır.
Translate from Turc to Anglais
Polis Tom'u başından ölümcül bir biçimde yaralanmış buldu
Translate from Turc to Anglais
Beowulf savaşta ölümcül şekilde yaralandı.
Tom savaşta ölümcül şekilde yaralandı.
Ona ölümcül bir darbe vuruldu.
Yalan bir ölümcül hastaya kalbini vermeye çalışan bir doktor tarafından söylendiği zaman affedilebilir.
Açgözlülük yedi ölümcül günahlardan biridir.
Şehvet yedi ölümcül günahtan biridir.
Açgözlülük yedi ölümcül günahtan biridir.
Ölümcül kuvvet kullanımı onaylandı.
Fadıl ölümcül bir seçim yaptı.
Fadıl, Leyla'yı ölümcül bir karar vermeye zorladı.
Fadıl'ın şiddeti ölümcül değildi.
Leyla çok ölümcül bir kadındı.
Fadıl'ın daha ölümcül bir planı vardı.
Ölümcül kanser olabilirdim.
Elektrik ölümcül olabilir.
Sami ölümcül bir kaza geçirdi.
Sami ölümcül bir kumar oynadı.
Sami, ölümcül zehirin kendisi için olduğunu anlamadı.
Ben ölümcül derecede hastayım.
Atış Tom'u ölümcül olarak yaraladı.
Tom ölümcül olarak yaralı bulundu.
Ev ölümcül biçimde sessizdi.
Ölümcül kuvveti savunmuyorum.
Ölümcül gücü savunmuyorum.
Sami, Leyla'ya ölümcül bir içecek verdi.
Sami, Leyla'ya ölümcül dozda antifriz verdi.
Fazla sodyum ölümcül olabilir.
Sami ölümcül bir fırtınayı harekete geçirdi.
Deniz suyu içmek insanlar için ölümcül olabilir.
O ölümcül değil.
Tom ölümcül hasta, değil mi?
O kadar yüksekten düşmek ölümcül olur.
Ancak sonuçlar ölümcül olabiliyor.
Tom ölümcül bir hata yaptı.
İsrail, İran'ın nükleer programını kendisi için ölümcül bir tehdit olarak görüyor.
Belçika doğumlu bir IŞİD teröristi olan Aart, ölümcül terör örgütüne katılmaları için genç Belçikalıları toplamaya çalışıyordu.
Platform ve Kalamar Oyunu gibi yapay tanrıcılık ve ölümcül rekabet temasını işleyen yapımlar insanların maskesiz hâllerini ve içgüdüsel doğalarını iyi yansıttığından olsa gerek, dünya genelinde büyük ilgi uyandırıyor.
Ölümcül hatalar dikkatsizlikten kaynaklanır.
Tom ölümcül bir kazaya karıştı.
Tom ölümcül bir trafik kazası yaşadı.
Tom ailesini ölümcül bir araba kazasında kaybetti.
Dünyanın en ölümcül kuşu hangisidir?
İsrail-Filistin anlaşmazlığında 7 Ekim 2023 son elli yılın en ölümcül günüydü.
Hamas, 7 Ekim 2023'te ölümcül bir operasyon gerçekleştirdi ve bunun sadece başlangıç olduğunu söylüyor.