Learn how to use büyüleyici in a Turc sentence. Over 69 hand-picked examples.
Şu bebeğin büyüleyici gözleri var.
Translate from Turc to Anglais
Bayan Yamada büyüleyici Japon masalını düz Japoncaya çevirdi.
Translate from Turc to Anglais
O büyüleyici bir kız.
Translate from Turc to Anglais
O büyüleyici bir kadındır.
Translate from Turc to Anglais
Konuyu büyüleyici buldum.
Translate from Turc to Anglais
Kate kız kardeşi kadar büyüleyici.
Translate from Turc to Anglais
Venedik'in büyüleyici bir şehir olduğunu düşünüyoruz.
Translate from Turc to Anglais
Bu büyüleyici.
Translate from Turc to Anglais
Sanırım o büyüleyici.
Translate from Turc to Anglais
Büyüleyici görünüyor.
Translate from Turc to Anglais
Bu gerçekten büyüleyici.
Translate from Turc to Anglais
Büyüleyici bir sesi var.
Translate from Turc to Anglais
Vedenik'in büyüleyici bir şehir olduğunu keşfettik.
Translate from Turc to Anglais
Büyüleyici bir hikayeydi.
Translate from Turc to Anglais
Evimin önünde büyüleyici bir pasta salonu var.
Translate from Turc to Anglais
Yazlık tatil köyleri için büyüleyici bir reklam.
Translate from Turc to Anglais
Komşumuz kendini büyüleyici bir at satın aldı.
Translate from Turc to Anglais
Bu aslında bir tür büyüleyici.
Translate from Turc to Anglais
O büyüleyici bir hikayeydi ve o onu iyi anlattı.
Translate from Turc to Anglais
O büyüleyici.
Translate from Turc to Anglais
O büyüleyici görünüyor.
Translate from Turc to Anglais
Onu büyüleyici buldum.
Translate from Turc to Anglais
O büyüleyici olmalı.
Translate from Turc to Anglais
O büyüleyici görünüyordu.
Translate from Turc to Anglais
Hiç şüphesiz, büyüleyici bir andı bu.
Translate from Turc to Anglais
Mary büyüleyici ve gizemli.
Translate from Turc to Anglais
Ben büyüleyici olacağını düşünüyorum.
Translate from Turc to Anglais
Bu kesinlikle büyüleyici bir konudur.
Translate from Turc to Anglais
Tom büyüleyici ve dayanılmaz.
Translate from Turc to Anglais
O büyüleyici ve karşı konulmaz.
Translate from Turc to Anglais
Müze Kelt eserlerinden büyüleyici bir koleksiyona sahiptir.
Translate from Turc to Anglais
Bir aksan büyüleyici veya rahatsız edici olabilir.
Translate from Turc to Anglais
Gece gökyüzü güzel ve büyüleyici.
Translate from Turc to Anglais
Dedemin bana verdiği büyüleyici kitabı okumak için tüm gece oturdum.
Translate from Turc to Anglais
O büyüleyici bir kadındı.
Translate from Turc to Anglais
O gerçekten büyüleyici.
Translate from Turc to Anglais
Sualtı fotoğraflarını büyüleyici buluyorum.
Translate from Turc to Anglais
"Evet!", o, kulağıma büyüleyici sesiyle fısıldadı.
Translate from Turc to Anglais
Mary büyüleyici görünüyordu.
Translate from Turc to Anglais
Fadıl, Dania adlı büyüleyici bir kızla tanıştı.
Translate from Turc to Anglais
Tom büyüleyici olduğumu düşündüğünü söyledi.
Translate from Turc to Anglais
Mary büyüleyici ve çekicidir.
Translate from Turc to Anglais
Dilleri büyüleyici buluyorum.
Translate from Turc to Anglais
Leyla büyüleyici bir kadındı.
Translate from Turc to Anglais
Bu biyografi büyüleyici.
Translate from Turc to Anglais
Bu kitap büyüleyici.
Translate from Turc to Anglais
Bu büyüleyici bir biyografi.
Translate from Turc to Anglais
Bu büyüleyici bir kitap.
Translate from Turc to Anglais
Büyüleyici bir kitap okuyorum.
Translate from Turc to Anglais
Büyüleyici bir anı yazısı okuyorum
Translate from Turc to Anglais
Büyüleyici bir otobiyografi okuyorum.
Translate from Turc to Anglais
Büyüleyici bir biyografi okuyorum.
Translate from Turc to Anglais
Avustralya'nın büyüleyici olduğunu düşünüyorum..
Translate from Turc to Anglais
Mary, Tom'un şimdiye kadar gördüğü en büyüleyici yaratıktı.
O büyüleyici bir konuşmacı.
Kendi hayatımıza benzer bir hayatın başka gezegenlerde var olabileceği fikri benim için büyüleyici.
Kendi hayatımıza benzer bir hayatın başka gezegenlerde var olabileceği fikri, ben büyüleyici buluyorum.
Tom bana Mary'nin büyüleyici olduğunu düşündüğünü söyledi.
Tom Mary'nin büyüleyici olduğunu söyledi.
Şehir merkezinde birçok büyüleyici eski bina var.
Tom, Mary'yi büyüleyici buldu.
Örümcekler büyüleyici.
İnsanlar büyüleyici ve korkutucu.
Politika hayatımın büyüleyici bir parçası. Ama siyaset benim hayatım değil.
Elias'ın büyüleyici mavi gözleri vardı.
Elias büyüleyici mavi gözlere sahipti.
Ne büyüleyici bir teori!
Ne büyüleyici bir genç kadın!
Ne büyüleyici bir elbise!