Learn how to use düşen in a Turc sentence. Over 65 hand-picked examples.
Düşen faiz oranları otomobil pazarını canlandırdı.
Translate from Turc to Anglais
Düşen elmaların tümü domuzlar tarafından yenmişti.
Translate from Turc to Anglais
Suya düşen yılana sarılır.
Translate from Turc to Anglais
Düşen kayalar yolu kapattı.
Translate from Turc to Anglais
Düşen bir ağaç tarafından hareketsiz kaldı.
Translate from Turc to Anglais
Yol düşen kayalar tarafından bloke edildi.
Translate from Turc to Anglais
Düşen uçak parçalarından ölme olasılığı bir köpek balığı tarafından öldürülme olasılığından 30 kez daha büyüktür.
Translate from Turc to Anglais
Kendi düşen ağlamaz.
Translate from Turc to Anglais
Bu ülkede aile başına düşen çocuk sayısı 2'den 1,5'a düştü.
Translate from Turc to Anglais
Düşen elmaların hepsi domuzlar tarafından yenir.
Translate from Turc to Anglais
Yağmur bulutlardan düşen sudur.
Translate from Turc to Anglais
Tom nehre atlama cesaretinin olmasını ve düşen bebeği kurtarmayı istemişti.
Translate from Turc to Anglais
Düşen ağaç yolu tıkadı.
Translate from Turc to Anglais
Denize düşen yılana sarılır.
Translate from Turc to Anglais
Ağaçtan düşen bir yaprak gördün mü hiç?
Translate from Turc to Anglais
Japon halkının kişi başına düşen pirinç tüketimi yaklaşık elli yıl önce olanın yarısı.
Translate from Turc to Anglais
Raporun bana düşen kısmını zaten yazdım.
Translate from Turc to Anglais
Yol düşen ağaçlar tarafından tıkalıydı.
Translate from Turc to Anglais
Neden kafasına düşen elmayı yemediğini merak ediyorum.
Translate from Turc to Anglais
Tom düşen kara baktı.
Translate from Turc to Anglais
Tom düşen kar tanelerine baktı.
Translate from Turc to Anglais
Tom pencereden dışarı düşen kara baktı.
Translate from Turc to Anglais
Tom gökyüzünden düşen kar tanelerine baktı.
Translate from Turc to Anglais
Düşen bir buz saçağı tarafından bir adam öldü.
Translate from Turc to Anglais
Çatıdan düşen kiremitler parçalandı.
Translate from Turc to Anglais
Dünya'nın karbondioksit emisyonlarının dörtte biri Amerika'dandır: Onun kişi başına düşen emisyonu dünyada en büyüktür.
Translate from Turc to Anglais
Tom yere düşen biraz yiyeceği yediğinde Mary iğrenmiş görünüyordu.
Translate from Turc to Anglais
Çatıdan düşen fayanslar çok küçük parçalara ayrıldı.
Translate from Turc to Anglais
Bir kunduz düşen bir ağaç tarafından ezilebilir.
Translate from Turc to Anglais
Çatıdan düşen kiremit parçalandı.
Translate from Turc to Anglais
İki yıl önce düşen uçağın parçaları Atlantik Okyanusunda bulundu.
Translate from Turc to Anglais
Tom kanepenin arkasına düşen el fenerini el yordamıyla aradı.
Translate from Turc to Anglais
O, düşen kaya tarafından çarpıldı ve anında öldü.
Translate from Turc to Anglais
Ona, düşen bir kaya çarptı ve anında öldü.
Translate from Turc to Anglais
Düşen kayalara dikkat edin!
Translate from Turc to Anglais
Düşen kayalar dağcılar için tehlike oluşturabilir.
Translate from Turc to Anglais
Burada dolaşırken düşen kayalara dikkat etmelisin.
Translate from Turc to Anglais
İnsanlar sık sık göktaşlarına "düşen" veya "çekim yapan" yıldızlar derler.
Translate from Turc to Anglais
Son zamanlarda düşen kar, dağı beyaza boyadı, bu gerçekten güzel.
Translate from Turc to Anglais
Düşen bütün elmalar domuzlar tarafından yenilir.
Translate from Turc to Anglais
Düşen tekme atan çok olur.
Translate from Turc to Anglais
Düşen hindistancevizlerine dikkat edin.
Translate from Turc to Anglais
Hayat düşen bir yıldırım gibidir. Güzelliğin saltanatı tek günlüktür. Hepsi birbirine benzeyen ölülerin kafataslarına bakıp ibret al!
Damdan düşen, damdan düşenin hâlini bilir.
Damdan düşenin hâlinden damdan düşen anlar.
Suratından düşen bin parça.
Hayrola? Yüzünden düşen bin parça.
Yıldızspor sezon sonuna doğru düşen bir form grafiği sergiledi.
Niye herkesin yüzünden düşen bin parça?
İzmir'de düşman eline düşen 17. Kolordu'nun, Denizli'de bulunan 57. tümeni de bu kolorduya bağlanmıştı.
Bu yaz düşen yağış miktarı normal değildi.
Düşen uçakta ateist olmaz.
Ali'nin yüzünden düşen bir parça.
Paradan senin payına düşen bu.
Bu kârdan payıma düşen nedir?
Kanepenin arkasına düşen bozuk paraları aldı.
Ancak kişi başına düşen gelir ne yazık ki düşük.
Pilot düşen uçaktan paraşütle atlayarak kurtulmayı başardı.
Yuvadan düşen küçük bir kuşu kurtardık.
Damdan düşenin hâlini damdan düşen bilir.
"Halk sıkıntıdan inim inim inlemeye başladı." "Kendi düşen ağlamazmış. İlla ki kurunun yanında yaş da yanacak, ama akıllarının iyice başlarına gelmesi için bu sıkılma yetmez, daha kemik sesi bekliyorum."
Bazen içe düşen şüphe en büyük kanıttır.
Düşen sanayi üretimi bir uyarı işaretidir.
Tom'un öldüğüne dair bir işaret olmadığı zamanlar geldiğinde, babası ile kucaklaşırken atından düşen Tom, yanlışlıkla bir kurşun tarafından vuruldu; oğlunun cesedi üzerine eğilmişken, babası üzüntüden öldü ve aile varlığını sona erdirdi. Sadece hizmetçi tanık olarak geride kaldı, kan kırmızısı güneş ufukta batarken ve her şey karanlığa bürünürken.
Düşen kayalara dikkat et!