Learn how to use düzgün in a Turc sentence. Over 100 hand-picked examples.
Kapı uymuyorsa, düzgün şekilde kapanana kadar ahşabı biraz rendelemek zorunda kalabilirsin.
Translate from Turc to Anglais
Düzgün bir şekilde eğitilirse müzikal yetenek geliştirilebilir.
Translate from Turc to Anglais
İyi sağlık düzgün beslenme ve ölçülü egzersizden ibarettir.
Translate from Turc to Anglais
Eğer bir hata yaparsanız, sadece düzgün bir şekilde çiziniz.
Translate from Turc to Anglais
Tom düzgün bir işi olmasını diledi.
Translate from Turc to Anglais
Tuvaletin sifonu düzgün çalışmıyor.
Translate from Turc to Anglais
Bu paketi benim için düzgün bir şekilde sarar mısın?
Translate from Turc to Anglais
Tom çalışanlarına düzgün bir şekilde nasıl davranacağını bilmiyor.
Translate from Turc to Anglais
Televizyon doğru düzgün çalışmıyor.
Translate from Turc to Anglais
Bizim yurdun ısıtma sistemi düzgün çalışmıyor.
Translate from Turc to Anglais
Onun düzgün bir el yazısı vardır.
Translate from Turc to Anglais
Otobüs durağında,insanlar düzgün bir şekilde sırada beklediler.Filhakika otobüs durur durmaz sıra bozuldu.
Translate from Turc to Anglais
Motor düzgün çalışmıyor.
Translate from Turc to Anglais
Hadi bunu doğru düzgün yapalım.
Translate from Turc to Anglais
O düzgün ve temiz.
Translate from Turc to Anglais
O düzgün konuşur.
Translate from Turc to Anglais
Kendi anadilini bile doğru düzgün kullanamayan insanları görmek çok üzücü.
Translate from Turc to Anglais
Düzgün düşünmüyorsun.
Translate from Turc to Anglais
O düzgün düşünmüyor.
Translate from Turc to Anglais
Beni düzgün iş yapmadıkça övmeyin, yanlış iş yaparsam da yermeyin.
Translate from Turc to Anglais
Bu işin arkasında başka bir şey var düzgün bakın.
Translate from Turc to Anglais
Sizi affetmedikçe işleriniz düzgün gitmiyor, değil mi?
Translate from Turc to Anglais
Yabancı aksan sendromu henüz açıklanamayan, hastanın anadilini daha fazla düzgün şekilde telaffuz edemeyip yabancı bir aksanla konuşmaya başlamasıyla vuku bulan tıbbi bir durumdur.
Translate from Turc to Anglais
Şu anda düzgün düşünemiyorum.
Translate from Turc to Anglais
Düzgün bir şekilde yapılan işleri severim.
Translate from Turc to Anglais
Tom her zaman çok düzgün giyimlidir.
Translate from Turc to Anglais
Tek bir işi düzgün yapın dişimi kıracağım.
Translate from Turc to Anglais
Ya aptallar gibi dünya yeni bir savaşa gidecek ya da akıllı olup doğru düzgün bu sorunu çözeceğiz.
Translate from Turc to Anglais
Beni germeyin işinizi düzgün yapın.
Translate from Turc to Anglais
Burayı düzgün temizledin mi? Hâlâ burada toz var!
Translate from Turc to Anglais
Bu telefon düzgün çalışmıyor.
Translate from Turc to Anglais
Çok düzgün yazıyorsun, değil mi?
Translate from Turc to Anglais
Patrick düzgün yazamaz.
Translate from Turc to Anglais
İşini düzgün yapsaydın bunlar başıma gelmeyecekti.
Translate from Turc to Anglais
Düzgün eğitilmiş maymun bir sürü oyun yapabilecek.
Translate from Turc to Anglais
Dediğim şeyleri düzgün yap.
Translate from Turc to Anglais
Kilo vermek istiyorsan, öyleyse yapacak en iyi şey düzgün yemek ve çok egzersiz yapmak.
Translate from Turc to Anglais
O günden sonra hiçbir şey düzgün gitmedi.
Translate from Turc to Anglais
Tom'un, yaşına göre fiziği oldukça düzgün.
Translate from Turc to Anglais
Düzgün görünüşlü değilim.
Translate from Turc to Anglais
Tom düzgün bir çocuğa benziyor.
Translate from Turc to Anglais
Bir ağızda güzel, düzgün giyinene kıyak deniliyormuş.
Translate from Turc to Anglais
Düzgün görünüşlü görünüyor muyum?
"Ne oldu?" "Hoparlörler düzgün bir biçimde çalışmıyor."
Çok düzgün dişlerin var.
Sen şişman değilsin. Sen düzgün vücutlusun.
Söyleyeceklerimi düzgün bir şekilde dinle.
Sen düzgün vücutlu değilsin. Sen şişmansın.
Ben işi düzgün yapabilirim!
Kızların her biri düzgün bir şekilde giyinmişti.
Adresi düzgün yaz!
Hiçbir şeyi doğru düzgün yapamıyorum.
Uzun ve düzgün yaşa.
Saatim düzgün şekilde çalışmıyor.
Benim ideal kadınım, düzgün, akıllı ve çok dillidir.
İnsanların isimlerini düzgün telaffuz edemedikleri ülkeleri istila etmesine izin verilmemelidir.
Ben bunun düzgün bir fikir olduğunu düşünüyorum.
Tom düzgün görünüşlü, değil mi?
Onun kraliyet ailesinin saflarına düzgün girişi bu korkuların giderilmesine yardımcı olacaktır.
Bazı düzgün giysiler giy.
Düzgün bir yolda sürmek güzel.
Düzgün ateş edebilir misin?
Gerçekten düzgün bir konuşmacısın, Tom.
Tom düzgün giyimlidir.
İş düzgün bir şekilde ilerledi.
Yazın zor okunuyor, daha düzgün yazmaya çalış.
Tom motor yağını nasıl düzgün bir şekilde atacağını ve asla rögara atmadığını biliyordu.
Tom'un çok düzgün el yazısı var.
Her şeyi düzgün biçimde yapmak istiyorum.
Hiç düzgün değildim.
Eviniz düzgün sigortalı mı?
Hep çok düzgün giyiniyorsun.
Tom düzgün bir konuşmacıydı.
Onun odası her zaman düzgün.
Yiyecekleri iyi çiğneyin, böylece o düzgün şekilde sindirilebilir.
1986 yapımı "Alın Yazım" filmini düzgün izleyip anlayabilirseniz suçsuzluğumu da anlarsınız.
Hastanede haplar almama rağmen onları düzgün şekilde kullanmadım.
Onun düzgün olacağını düşündüm.
Düzgün bir şekilde eğitilmedik.
Düzgün biçimde bilgilendirilmiyoruz.
Kızlar düzgün biçimde giyinmediler.
Bunu düzgün biçimde yapmıyor muyum?
Tom'un saçı düzgün biçimde taranmıştır.
Tom düzgün biçimde yemek yemiyor.
Ben düzgün şeyler ayarlamak istiyorum.
Makinenin neden düzgün çalışmadığını bulmak zorundayız.
Mary düzgün vücutlu bir kadın.
Tom'un bunu düzgün bir şekilde yapacağını biliyordum.
Düzgün bir iş bulamıyorum.
Şunu ya doğru düzgün yap ya da hiç yapma.
Tom düzgün bir konuşmacı, değil mi?
Ali düzgün bir vuruşla takımını öne geçiren gole imza attı.
Yıldızspor bu maç doğru düzgün kaleye gidemedi.
Umarız işler bir dahaki sefere daha düzgün gider.
Tüm alet edevat düzgün çalışıyordu.
Ali fiziği düzgün ama kimyası berbat biri.
O her zaman düzgün giyinir.
Düzgün bir çocuğa benziyor.
Çok para verip de doğru düzgün kullanmadığın bir şey var mı?
Gururlu, düzgün kesilmiş bir yüzü vardı, o kadar düzenliydi ki, hassas ağzı ve güzel, koyu renkli, istekli gözleri olmasaydı, duygusuz görünebilirdi.