Learn how to use diplomatik in a Turc sentence. Over 50 hand-picked examples.
Japonya'nın Çin ile diplomatik ilişkileri vardır.
Translate from Turc to Anglais
O ülke, Amerika Birleşik Devletleri ile diplomatik ilişkileri kesti.
Translate from Turc to Anglais
İki ülkenin diplomatik ilişkileri bulunmuyor.
Translate from Turc to Anglais
Tom'un diplomatik bir pasaportu var.
Translate from Turc to Anglais
Tom diplomatik bir şekilde cevap verdi.
Translate from Turc to Anglais
Diplomatik diyalog çatışmayı bitirmeye yardımcı oldu.
Translate from Turc to Anglais
O ülke, komşu ülkelerle olan diplomatik ilişkileri kesti.
Translate from Turc to Anglais
Diplomatik ve askeri stratejimiz açıkça çelişki içindeydi.
Translate from Turc to Anglais
O zamandan beri Kanada ve İran arasındaki diplomatik ilişkiler askıya alındı.
Translate from Turc to Anglais
Tom çok diplomatik değil, değil mi?
Translate from Turc to Anglais
Tom çok diplomatik, değil mi?
Translate from Turc to Anglais
Tom diplomatik, değil mi?
Translate from Turc to Anglais
Tom oldukça diplomatik oluyor, değil mi?
Translate from Turc to Anglais
Tom sadece diplomatik oluyor, değil mi?
Translate from Turc to Anglais
İki ülke diplomatik ilişkileri kestiler.
Translate from Turc to Anglais
Bazı Japon vatandaşları, Çin'de iki ülke arasındaki diplomatik anlaşmazlıklardan dolayı ayrımcılığa maruz kalıyorlar.
Translate from Turc to Anglais
Sadece diplomatik davranıyorsun.
Translate from Turc to Anglais
O bir diplomatik kariyer için hazırlanıyor.
Translate from Turc to Anglais
O diplomatik misyonunu başarıyla gerçekleştirdi.
Translate from Turc to Anglais
İki ülke arasında bir diplomatik kriz ortaya çıktı.
Translate from Turc to Anglais
Çatışma hızla futbol maçından diplomatik bir krize yükseldi.
Translate from Turc to Anglais
Rusya ile diplomatik kriz hükümetin istikrarını bozdu.
Translate from Turc to Anglais
Olay iki ülke arasında bir diplomatik krizi tetikledi.
Translate from Turc to Anglais
Müzakerelerin amacı, iki ülke arasındaki en kötü diplomatik krizin sona ermesi.
Translate from Turc to Anglais
Venezuela, İsrail'le diplomatik ilişkileri kopardı.
Translate from Turc to Anglais
Birleşik Krallık ve İran diplomatik ilişkilerini yeniden başlattılar.
Translate from Turc to Anglais
Birleşik Devletlerin İran ile resmi diplomatik ilişkileri bulunmuyor.
Translate from Turc to Anglais
Vatikan, BM üyesi ülkelerin çoğuyla diplomatik ilişkiler sürdürüyor.
Translate from Turc to Anglais
İki ülke yaklaşık otuz yıllık aranın ardından diplomatik ilişkileri onarmaya karar verdiler.
Translate from Turc to Anglais
İki ülke arasındaki ticari ilişkiler, diplomatik ilişkilerin kurulmasından önce başlamıştı.
Translate from Turc to Anglais
İki ülkenin yaklaşık otuz yıldır diplomatik ilişkileri yoktu.
Translate from Turc to Anglais
Olay, ABD ile diplomatik ilişkilerde derin gerilime neden oldu.
Translate from Turc to Anglais
Ülke 1962'de Hindistan'la diplomatik ilişkiler kurdu.
Translate from Turc to Anglais
Yeni yıl iki ülke arasındaki utanç verici bir diplomatik krizle başladı.
Translate from Turc to Anglais
Bölgesel örgüt, Etiyopya-Eritre diplomatik krizine aracılık etmede kilit bir rol oynadı.
Translate from Turc to Anglais
Tom'un hiç diplomatik deneyimi yok.
Translate from Turc to Anglais
Tom pek diplomatik değildi.
Translate from Turc to Anglais
Tom diplomatik, fakat Mary değil.
Translate from Turc to Anglais
Diplomatik pasaportum var.
Translate from Turc to Anglais
Benim bir diplomatik pasaportum var.
Sarsılan diplomatik ilişkiler iki ülke arasındaki ekonomik bağları koparmadı.
Rehine krizi iki ülke arasında diplomatik krize neden oldu.
Ne Tom ne de Mary diplomatik bir pasaporta sahiptir.
Ne Tom'un ne de Mary'nin diplomatik bir pasaportu var.
Maç, oldukça diplomatik bir sonuçla bir-bir bitti.
Bu ifade, manşetlerde öne sürüldüğü gibi sadece bir diplomatik hediye mi?
Sizce diplomatik ilişkiler ne zaman kurulur?
İki taraf da diplomatik gerileme istemiyor.
Bugünlerde iki ülke arasında yoğun bir diplomatik temas trafiği var.
Botoks Reis muhalefeti arkasına alıp kodomanları kibrit kutusuna sokacağını söylüyordu, ama gelinen konjonktürde diplomatik pazarlığa meze olup kendisi kibrit kutusuna girmiş gibi görünüyor.