Learn how to use dursun in a Turc sentence. Over 57 hand-picked examples.
Çiğ balık şöyle dursun,ızgara balıktan hoşlanmam.
Translate from Turc to Anglais
Almanca şöyle dursun, İngilizce okuyamıyor.
Translate from Turc to Anglais
Almanca şöyle dursun, İngilizce konuşamıyor.
Translate from Turc to Anglais
O, Amerika şöyle dursun, Avrupa'ya gitmedi.
Translate from Turc to Anglais
Fırtınanın durması söyle dursun, çok daha fazla yoğunlaştı.
Translate from Turc to Anglais
Koşmak şöyle dursun, neredeyse yürüyemiyor.
Translate from Turc to Anglais
Koşmak şöyle dursun, bebek yürüyemez.
Translate from Turc to Anglais
Yazmak şöyle dursun, okuyamaz bile.
Translate from Turc to Anglais
Konuşmak şöyle dursun, Fransızcayı okuyamam bile.
Translate from Turc to Anglais
Yazmak şöyle dursun, Fransızca'yı okuyamaz bile.
Translate from Turc to Anglais
Evi şöyle dursun, onun araba almaya bile gücü yetmez.
Translate from Turc to Anglais
Fransızca şöyle dursun, İngilizce bile konuşamaz.
Translate from Turc to Anglais
Konuşmak şöyle dursun, Fransızca okuyamıyorum.
Translate from Turc to Anglais
Tom'a söyle, evimden uzak dursun.
Translate from Turc to Anglais
Sıkılmak şöyle dursun, biz çok eğlendik.
Translate from Turc to Anglais
Almanca şöyle dursun, İngilizce anlamıyorum.
Translate from Turc to Anglais
Koşmak şöyle dursun, yürüyemiyorum bile.
Translate from Turc to Anglais
Yeni bir tane şöyle dursun, kullanılmış bir arabayı almaya gücüm yetmez.
Translate from Turc to Anglais
Bir başarısızlık olmak şöyle dursun o büyük bir başarıydı.
Translate from Turc to Anglais
Onunla çıkmak şöyle dursun, ben onu görmek istemiyorum.
Translate from Turc to Anglais
Küçük bir kuş şöyle dursun, bir fare bile öldüremem.
Translate from Turc to Anglais
Dursun, şimdi dil fakültesinde okuduğu için, kendini dil bilimci diye övüyor.
Translate from Turc to Anglais
O, Fransızca şöyle dursun, İngilizce bilmiyor.
Translate from Turc to Anglais
Araba şöyle dursun, bisiklet almaya bile param yetmiyordu.
Translate from Turc to Anglais
Dursun uyumuyor.
Translate from Turc to Anglais
Elin kolun rahat dursun.
Translate from Turc to Anglais
Bir kenarda dursun, bakarsın lazım olur.
Translate from Turc to Anglais
Bir kenarda dursun.
Translate from Turc to Anglais
Konuşup yazmak şöyle dursun, İtalyanca okuyamıyorum bile.
Translate from Turc to Anglais
Hem karnım doysun, hem pastam dursun olmaz.
Translate from Turc to Anglais
Yok öyle, hem karnım doysun hem pastam dursun.
Translate from Turc to Anglais
Hem karnım doysun hem pastam dursun olmaz.
Translate from Turc to Anglais
O bira bile içmez, viski bir kenara dursun.
Translate from Turc to Anglais
Elinize, dizinize, gözünüze dursun.
Translate from Turc to Anglais
Gözüne, dizine dursun.
Translate from Turc to Anglais
Temel misafiri Dursun'a şehri gezdirirken Dursun tarihî bir yapı gördükçe ne zaman ve kim tarafından yapıldığını soruyor Temel de hep "Bilmiyorum da" diye cevaplıyormuş. Dursun en sonunda mahçup bir şekilde "Kusura bakma, sorularımla seni sıkıyorum" deyince Temel "Haçan lafı mı olur? Sor ki öğrenesin da!" diye cevap vermiş.
Translate from Turc to Anglais
Temel otobüse binecekmiş ama pasosu ve bileti yokmuş. Herkes pasosunu şoför Dursun'a gösterip geçerken Temel de belki yuttururum diye evlilik cüzdanını göstermiş. Bunun üzerine Dursun "Haçan sen onunla otobüse değil anca Fadime'ye binersin da" deyip Temel'i otobüse almamış.
Translate from Turc to Anglais
Temel denizde yüzerken mayosu çıkıp akıntıda kaybolunca eliyle önünü kapatarak hızla kıyıya gelmiş. Onu gören Dursun "Ula Temel, önünü değil yüzünü kapat, yüzünü herkes tanır da!" demiş.
Temel otobüsteyken cep telefonuyla Dursun'u arayıp konuşmaya başlamış. Diğer yolcular durumu fark edince otobüste telefonla konuşmanın yasak olduğunu söyleyip Temel'i uyarmışlar. Bunun üzerine Temel telefona fısıldayarak "Ula Dursun, otobüste cep telefonuyla konuşmak yasakmış. Haçan sen konuş, ben dinliyorum da" demiş.
Temel doktor olan Dursun'a gidip sağ ayağının ağrımasından şikâyet etmiş. Dursun muayenede bir anormallik bulamayınca ağrının sebebinin yaşlılıktan olabileceğini söylemiş. Bunun üzerine Temel "Ula uşağım, ha bu sol ayağım da aynı yaştadır. O zaman o niye ağrımyor da!" diye tepki göstermiş.
Temel yeni aldığı şemsiyenin bir yerini delmeye çalışırken onu gören Dursun bunun yanlış olduğunu ve şemsiyeyi işlevsizleştireceğini söyleyip engel olmaya çalışmış. Bunun üzerine Temel "Ula ne kafasız adamsın? Ha bu delik olmazsa yağmurun durduğunu nereden anlayacağım da!" diye cevap vermiş.
Temel Amerika'ya gidip ana dili gibi İngilizce öğrenmiş. Orada ayrıca burnunu ameliyat ettirip küçülttürmüş ve konservatuvar okuyup çok becerikli bir piyanist olmuş. Bir gün konser verip seyircileri selamladığında o sırada Amerika'da olup tesadüfen en ön sırada onu izleyen Dursun "Ula hemşerim, helal olsun çok iyi çaldın da!" diye bağırmış. Bunun üzerine şaşıran Temel kendisini nasıl tanıdığını sorunca Dursun "Piyanistler otururken tabureyi piyanoya doğru çekip ayarlarlar, sense önce tabureye oturup sonra piyanoyu kendine çektin. Oradan anladım da!" diye cevaplamış.
Dursun Temel'e "İki araban olsa birini bana verir misin?" diye sormuş. Temel "Veririm" demiş. Bunun üzerine Dursun "Peki iki evin olsa birini bana verir misin?" diye sorunca Temel yine "Veririm" demiş. Dursun bu sefer de "Peki iki tavuğun olsa birini bana verir misin?" diye sormuş. Temel bu defa "Vermem" demiş. Buna şaşıran Dursun, söz konusu araba ve evken cömert olan Temel'in iş çok daha ucuz olan tavuğa gelince neden cimrileştiğini sormuş. Temel de "La uşağım, çünkü iki tavuğum gerçekten var da" diye cevap vermiş.
Temel Dursun'la gezmek için İstanbul'a gelip dolmuşa binmiş. Muavin duraklarda sık sık "Levent, Fatih, Eyüp" diye bağırıyormuş. Bir süre sonra Dursun sıkılıp Temel'e "Ula Temel, biz ne zaman ineceğiz da?" diye sormuş. Temel de "Çatlama da! İsmimiz okununca ineriz" demiş.
Yemek yemek şöyle dursun, nefes almaya bile vakit bulamıyorduk.
İngilizce şöyle dursun, o Türkçe bile konuşamıyor.
Kız arkadaş şöyle dursun, Leonid'in ailesi bile yok.
İngilizce şöyle dursun, Portekizce bile konuşamıyorum.
Ders çalışmak şöyle dursun, düşünmek için bile çok yorgundum.
Konuşmak şöyle dursun, Fransızca okuyamıyorum bile.
Koşmak şöyle dursun, o yürüyemez bile.
Koşmak şöyle dursun, o yürüyemiyor bile.
Başkaları şöyle dursun, Tom'un kendine bile hayrı yok.
Chicago şöyle dursun, Boston bile benim için çok soğuk.
Araba şöyle dursun, bisikletim bile yok.
Yazmak şöyle dursun, İtalyanca okuyamam bile.
Yazmak şöyle dursun, İtalyanca okuyamıyorum bile.