Learn how to use karanlığa in a Turc sentence. Over 26 hand-picked examples.
Işık karanlığa nüfuz etmez.
Translate from Turc to Anglais
Tom'un gözleri henüz karanlığa alışmamıştı, bu yüzden o bir şey göremedi.
Translate from Turc to Anglais
Tom gözlerini karanlığa alıştırmak için bir süre bekledi.
Translate from Turc to Anglais
Karanlığa kadar bekle.
Translate from Turc to Anglais
Bütün yapman gereken karanlığa kadar beklemek.
Translate from Turc to Anglais
Gözlerimizin karanlığa alışması zaman alır.
Translate from Turc to Anglais
Karanlığa alışkınım.
Translate from Turc to Anglais
O ne ay ışığına ne de karanlığa katlanabilir.
Translate from Turc to Anglais
Eğer biraz beklersen gözlerin karanlığa alışacaktır.
Translate from Turc to Anglais
Siyah ceketi karanlığa karıştı.
Translate from Turc to Anglais
Ben karanlığa alışmaya başlıyorum.
Translate from Turc to Anglais
Bir kez daha yol karanlığa gömüldü.
Translate from Turc to Anglais
Yol bir kez daha yol karanlığa daldı.
Translate from Turc to Anglais
O, mehtaba katlanamaz ve o karanlığa katlanamaz.
Translate from Turc to Anglais
Gözlerimin karanlığa alışması uzun zaman aldı.
Translate from Turc to Anglais
Gözlerim henüz karanlığa alışamadı.
Translate from Turc to Anglais
Gözlerini yavaşça karanlığa alıştırdı.
Translate from Turc to Anglais
Yavaşça onun gözleri karanlığa alıştı.
Translate from Turc to Anglais
Karanlığa küfredeceğine bir mum yak.
Translate from Turc to Anglais
Işığa "Gündüz," karanlığa "Gece" adını verdi. Akşam oldu, sabah oldu ve ilk gün oluştu.
Translate from Turc to Anglais
Yıldızları görebilmek için belli bir miktar karanlığa ihtiyaç vardır.
Translate from Turc to Anglais
Gözleri yavaş yavaş karanlığa alıştı.
Translate from Turc to Anglais
Işık karanlığa üstün gelir.
Translate from Turc to Anglais
Karanlığa Lanet Okumaktansa Bir Mum Yakmak Yeğdir
Translate from Turc to Anglais
Tom'un öldüğüne dair bir işaret olmadığı zamanlar geldiğinde, babası ile kucaklaşırken atından düşen Tom, yanlışlıkla bir kurşun tarafından vuruldu; oğlunun cesedi üzerine eğilmişken, babası üzüntüden öldü ve aile varlığını sona erdirdi. Sadece hizmetçi tanık olarak geride kaldı, kan kırmızısı güneş ufukta batarken ve her şey karanlığa bürünürken.
Translate from Turc to Anglais
Gözlerim yavaş yavaş karanlığa alıştı.
Translate from Turc to Anglais