Learn how to use odun in a Turc sentence. Over 83 hand-picked examples.
Tom odun kırarken, siz beyler ne yapıyordunuz?
Translate from Turc to Anglais
Marangozlar odun kesti.
Translate from Turc to Anglais
Tom bütün sabahı yakacak odun istifleyerek geçirdi.
Translate from Turc to Anglais
Tom tüm öğleden sonra odun yardıktan sonra yorgun hissetti.
Translate from Turc to Anglais
Tom yakmak için odun yardı.
Translate from Turc to Anglais
Tom bütün öğleden sonra yakacak odun doğradı.
Translate from Turc to Anglais
Tom odunla yanan aşçı sobası için odun yardı.
Translate from Turc to Anglais
Ateş sönüyor; biraz odun ilave eder misin?
Translate from Turc to Anglais
Tom, sobasında hem odun hem de kömür yakar.
Translate from Turc to Anglais
Bu odun yanmaz.
Translate from Turc to Anglais
Yakıt için odun ve kömür.
Translate from Turc to Anglais
Ateşe biraz daha odun koy.
Translate from Turc to Anglais
Sanırım biraz daha odun yarmamın zamanıdır.
Translate from Turc to Anglais
Yakacak odun için sandalyeyi kırdı.
Translate from Turc to Anglais
Ormandan odun toplamaya çalıştılar.
Translate from Turc to Anglais
Biraz odun toplamama yardım etmeni istiyorum.
Translate from Turc to Anglais
Yakacağı olmayan insanın en kıymetli eşyası odun ve kömürdür.
Translate from Turc to Anglais
İkiniz de her gün odun kırıyorsunuz, değil mi?
Translate from Turc to Anglais
Siz üçünüz her gün odun yarıyorsunuz, değil mi?
Translate from Turc to Anglais
Yaşlı kadın ormanda odun topluyordu.
Translate from Turc to Anglais
Odun kırmayı severiz.
Translate from Turc to Anglais
Her gün odun keser.
Translate from Turc to Anglais
Tom, ateşe daha fazla odun ilave etti.
Translate from Turc to Anglais
Onlar her gün odun keserler.
Translate from Turc to Anglais
Dışarı çık ve biraz daha odun getir.
Translate from Turc to Anglais
Biz her gün odun kırarız.
Translate from Turc to Anglais
Termitler her zaman odun yer.
Translate from Turc to Anglais
Termitler odun yer.
Translate from Turc to Anglais
Odun, kağıt üretimi için bir hammaddedir.
Translate from Turc to Anglais
Odun kırmak için baltaları almak zorundaydım.
Translate from Turc to Anglais
Oduncu Hick odun keser.
Translate from Turc to Anglais
Tom odun kırmayı sever.
Translate from Turc to Anglais
Her gün odun kırarım.
Translate from Turc to Anglais
Tom odun kesiyor.
Translate from Turc to Anglais
Neden dışarı çıkıp biraz yakacak odun getirmiyorsun?
Translate from Turc to Anglais
Ateş için biraz odun almaya gider misin?
Translate from Turc to Anglais
Onların işi odun kırmak.
Translate from Turc to Anglais
Mary odun kırmayı seviyor.
Translate from Turc to Anglais
O, odun kırmayı seviyor.
Translate from Turc to Anglais
Biz odun kesiyoruz.
Translate from Turc to Anglais
Onların işi odun kesmek.
Translate from Turc to Anglais
Ben tüm sabahı odun kesmekle geçirdim.
Translate from Turc to Anglais
Neden odun kesmekten büyük zevk alan bu kadar çok insan olduğunu biliyorum. Bu aktivitede sonuçları hemen anında görürsünüz. -- Albert EINSTEIN
Translate from Turc to Anglais
Tom odun parçalayıcının içine bazı dallar koydu.
Translate from Turc to Anglais
Bana bir parça odun verir misin?
Translate from Turc to Anglais
Kamp ateşine biraz daha odun koy.
Translate from Turc to Anglais
Lütfen ateşe biraz daha odun koyunuz.
Translate from Turc to Anglais
Onlar odun kırmayı sever.
Translate from Turc to Anglais
Sincap, odun yığınında bir yuva yaptı.
Translate from Turc to Anglais
Odun yığınında bir sincap var.
Translate from Turc to Anglais
Tom yakacak odun kırıyor.
Translate from Turc to Anglais
Pizza, odun ateşli bir fırında pişti.
Tom ateşe odun ekledi.
Tom ateşe odun topladı.
Kamp ateşine odun eklemeye gerek yok.
Her gün odun kırarsın, değil mi?
Mary her gün odun keser.
Mary her gün odun kırar.
O, odun kırmayı sever.
Sen odun kırmayı seversin.
Babam testere ile odun kesti.
Islak odun iyi yanmaz.
Odun kesmeyi sevmiyorum.
Odun kırmaktan hoşlanmıyorum.
Eski kabin pek çok modern cihazdan yoksundu, hatta bir odun sobası bile vardı.
Tom onun için biraz yakacak odun almamı istedi.
Tom baltasıyla biraz yakacak odun kırdı.
Tom biraz yakacak odun kesti.
Kapıyı kırarsan odun çok olur.
Ali odun ekmeği aldı.
O odun keserken sen ne yapıyordun?
Ateşe bir odun daha attı.
Kışın, evler odun sobalarıyla ısınıyor.
Odun olmasa şimdiye dek ölmüştük.
Odun ateşinde semaver çayının tadı başkadır.
Sobaya birkaç odun atıp ateşi kuvvetlendirdi.
Tom günün ilk yarısını odun kırarak geçirdi.
“Gün boyu yaptığım tek şey hayvanlara bakmak, odun toplamak, etrafı süpürmek, yemek pişirip bulaşıkları yıkamak.” dedi, "Okusaydım bunlarla mı uğraşırdım?"
Dakikanın sonunda kollardaki odun doğar, dokuz katlı platform topraktan başlar, bin millik yolculuk tek bir adımla başlar.
Okumak onun için odun kesmekten daha zor.
Eğri odun fazla kor yapar.
Bir soba ve odun istiyoruz
Odun iyice kurumuş, çabuk yanacaktır.