Learn how to use tepe in a Turc sentence. Over 30 hand-picked examples.
Tepe tamamen karla kaplıydı.
Translate from Turc to Anglais
Tepe karla kaplı olurdu.
Translate from Turc to Anglais
Tepe sonbahar renkleri ile parlıyor.
Translate from Turc to Anglais
Tepe her zaman yeşildir.
Translate from Turc to Anglais
Otel bir tepe üzerinde duruyor.
Translate from Turc to Anglais
Eski kale tepe üzerinde duruyor.
Translate from Turc to Anglais
Komşunun çocuğu bir ağaçtan tepe üstü düştü.
Translate from Turc to Anglais
Evim bir tepe üstündedir.
Translate from Turc to Anglais
Benim evim bir tepe üzerindedir.
Translate from Turc to Anglais
Tepe karla kaplanmıştı.
Translate from Turc to Anglais
Tom tepe ışığını kapattı.
Translate from Turc to Anglais
Toplumun hemen her kesiminde olduğu gibi, üniversitelerin tepe yönetimindeki kadın sayısı da çok az.
Translate from Turc to Anglais
Tepe ortada, ağaçsız.
Translate from Turc to Anglais
Nehir ve tepe arasında bir köy var.
Translate from Turc to Anglais
Okul tepe üzerindedir.
Translate from Turc to Anglais
Babam ve arkadaşı bir sonraki tepe üzerinde mısır ekecek.
Translate from Turc to Anglais
Tepe buradan alçak görünüyor.
Translate from Turc to Anglais
Tepe üzerinde birçok maymun bulunur.
Translate from Turc to Anglais
Evim bir tepe üzerinde bulunur.
Translate from Turc to Anglais
Tepe güzel bir manzaraya hükmeder.
Translate from Turc to Anglais
Kilise tepe üzerindedir.
Translate from Turc to Anglais
Kilise, kenti yukarıdan gören tepe üzerindedir.
Translate from Turc to Anglais
Biz küçük bir tepe üzerindeki bir yeşil alanda piknik yaptık.
Translate from Turc to Anglais
Bir rüzgar esintisi Curdken'in şapkasını uçurdu, ve o onu tepe ve vadinin üzerinde kovalamak zorunda kaldı.
Translate from Turc to Anglais
Kolezyum vadisi birkaç tepe ile çevrilidir.
Translate from Turc to Anglais
Tepe harika bir deniz manzarasına sahip.
Translate from Turc to Anglais
O sadece buzdağının tepe noktasıdır.
Translate from Turc to Anglais
Bir varmış, bir yokmuş. Allah'ın deli kulları pek çokmuş. Çok demesi pek günahmış. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, cinler cirit oynar iken eski hamam içinde, develer tellal, pireler berber, horozlar imam iken, ben ninemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken, ninem düştü beşikten, dedem düştü eşikten. Biri kaptı maşayı, biri kaptı şişeyi, gösterdiler köşeyi. Ben kaçtım onlar kovaladı, onlar kovaladı ben kaçtım. Az gittik uz gittik, dere tepe düz gittik, altı ay bir güz gittik. Dönüp bir de arkamıza baktık ki ne görelim? Bir arpa boyu yol gitmişiz. Neyse, bir zamanlar Kaf Dağı'nın ardındaki çok uzak bir memlekette bir padişah yaşarmış.
Translate from Turc to Anglais
Al, tepe tepe kullan.
Translate from Turc to Anglais
Tepe zamanları ise sabah ve öğlen saatleri.
Translate from Turc to Anglais