Learn how to use yaban in a Turc sentence. Over 48 hand-picked examples.
Yasalar örümcek ağı gibidir, küçük sinekleri yakalayabilirler fakat yaban arısı ve eşek arılarının geçmesine izin verirler.
Translate from Turc to Anglais
Biraz yaban mersini topladıktan sonra, bir pasta yaparım.
Translate from Turc to Anglais
Haşhaş tohumlu çörekler onun gözdesidir, ama onun yaban mersinine razı olmak zorunda olduğu günler vardır.
Translate from Turc to Anglais
Bir yaban arısı beni soktu.
Translate from Turc to Anglais
Yaban kuşlarını izlemek çok eğlenceli.
Translate from Turc to Anglais
Bu sigara içme piposu yaban gülü kökünden yapılır.
Translate from Turc to Anglais
Tom çok iyi bir arkadaş fakat o bir yaban domuzuna benziyor bu yüzden onu potansiyel bir ilgi duyulan kişi olarak düşünmüyorum.
Translate from Turc to Anglais
Çayına birkaç yaban mersini koydum.
Translate from Turc to Anglais
Yaptığı yaban mersinli pasta lezzetliydi.
Translate from Turc to Anglais
Yaban mersini sezonu ne zamandır?
Translate from Turc to Anglais
Masada yaban mersinlerinin buzları çözülüyor.
Translate from Turc to Anglais
Bir milyon yaban sıçanı hatalı olamaz.
Translate from Turc to Anglais
Yaban tavşanlarının uzun kulakları vardır.
Translate from Turc to Anglais
Şu anda, bizim yaban mersini, böğürtlen, kiraz, çilek, şeftali ve nektarinimiz var.
Translate from Turc to Anglais
Kediler yaban hayatı için üst düzeyde tehdittir. Daha şimdiden otuz üç tane türün küresel çapta yok olmasından sorumludurlar ve her yıl milyarlarca yabani kuş ve memeliyi öldürmektedirler.
Translate from Turc to Anglais
Bunlar asalak yaban arıları.
Translate from Turc to Anglais
Tom'un arılar, eşek arıları ve yaban arılarına karşı alerjisi vardır.
Translate from Turc to Anglais
Kırmızı yaban mersini Finlandiya'da popülerdir.
Translate from Turc to Anglais
Örgüt, yaban hayatı korumasında başlıca rol oynar.
Translate from Turc to Anglais
Bölge, manzarası ve yaban hayatı ile ünlüdür.
Translate from Turc to Anglais
Bunlar şimdiye kadar gördüğüm en mavi yaban mersinidir. Onlar neredeyse doğal olmayan mavidir.
Translate from Turc to Anglais
Yaban gelincikleri oyuncu ve meraklıdırlar.
Translate from Turc to Anglais
Biz biraz soslu, patatesli ve kırmızı yaban mersinli reçelli İsveç köfteleri yedik.
Translate from Turc to Anglais
Tom köftelere biraz kırmızı yaban mersinli reçel koydu.
Translate from Turc to Anglais
Kimin iğne batması daha ağrılıdır: Bir arının mı yoksa bir yaban arısının mı?
Translate from Turc to Anglais
Hangisinin sokması daha acılıdır: Bir arının mı yoksa bir yaban arısının mı?
Translate from Turc to Anglais
Yaban öküzleri yüz yıllardır tükenmiş.
Translate from Turc to Anglais
Yaban domuzu bütün patateslerimizi yedi.
Translate from Turc to Anglais
Yaban domuzları bahçemi kazdı.
Translate from Turc to Anglais
Yaban domuzları bütün patateslerimizi yedi.
Translate from Turc to Anglais
Tom bir yaban hayatı sığınma evi yaratmak için mülkünü bağışladı.
Translate from Turc to Anglais
Bunun bir yaban arısı ve onun bir bal arısı olduğunu sandım.
Translate from Turc to Anglais
Tom'un yaban mersini dolu bir sepeti var.
Translate from Turc to Anglais
Havuzun yanında yaban ördekleri var.
Translate from Turc to Anglais
Toprak sana diken ve çalı verecek, yaban otu yiyeceksin. Yaratılmış olduğun toprağa dönünceye dek ekmeğini alın teri dökerek kazanacaksın. Çünkü topraksın, topraktan yaratıldın ve yine toprağa döneceksin.
Translate from Turc to Anglais
Yaban kazları güneye uçuyorlar.
Ali yaban ellerde ekmek peşinde koşuyor.
Gençliğimi yaban ellerde geçirdim.
Neden biraz yaban mersini almıyoruz?
Skura yaban hayatı için can atıyordu.
Yaban hayatı heyeti halka "Yeryüzünde giderek daha az yerimiz var" diye şikayet etti. - "Çok üzücü ama bu senin sorunun!" diye yanıtladı halk.
Tom yaban mersini topluyordu.
Onlar benim yaban mersinlerim.
Bu ağaca yaban arıları yuva yapmış.
Bilim insanları yaban hayatına, özellikle de nesli tükenmekte olan koala popülasyonlarına verilen zararı değerlendirmeye başlıyor.
Bir yaban arısı parmak eklemimden soktu.
Bu yaban mersini.
Dün kaç tane yaban mersinli kek yedin?